Kayıtlar

2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Okudum: Ferrari’sini Satan Bilgeden Liderlik ve Bilgeliği

Resim
 Robin Sharma!  Biliyorsunuz bir önceki kitabının ne kadar tatlı olduğunu düşündüğümü sizlerle paylaşmıştım. Tahmin edersiniz ki bu kitabı da övmeye geldim!  Robin Bey bu ne güzel anlatım tarzı, kitap konuşuyor siz dinliyorsunuz. Yöneticilik yapan, yönetici ruhlu herkese özellikle öneriyorum. Kitap okumayı seven her yaş grubun okuyup anlayacağı tarzda, el kitabı niteliğinde akıcı, anlaşılır, yönlendirici tarzda bir kitap kendisi.  Aklınızdaki çoğu soruya cevap vermiş kendisi. Nasıl motivasyon sağlanır, insan nasıl yönlendirilir, işler neden kötüye gidiyordur ? Siz düşünüyorsunuz o aklınızı okuyor bir nevi. Kolaylıkla sıkılmadan okur bitirirsiniz. Bir önceki kitabının anlatım tarzı ile aynı tarzı, yazım şekli. Konusu da açıkçası özelleştirilmiş ama benziyor. Yönlendirmeler aynı yoldan geçiyor.  Biz hayata aynı apartmanın farklı pencerelerinden bakan insanlar olarak  aynı manzarada buluşuyoruz bu kitapta. Okumanızı tabiki önermeye geldim kaçıyorum. İyi okumal...

İzledim: Aşk 101-2

Resim
 Başlığı göenlerin bu dizi mi kaldı yaaa dediğini duyar gibiyim. Çok ayıp! İzleyeli oldu biraz ama yeni yazabiliyorum, olamaz mı ? Şuan meşhuuur  Squid Game izliyorum, hakkımı yemeyin. Evet Aşk 101'e gelelim bir zahmet. Ben seviyorum bu diziyi ya :) Normalde film tarzıma çok uymamasına rağmen sırf kafamı dağıttığı için sanırım birinci sezonunu olduğu gibi ikinci sezonunu da gayet keyifle izledim. Bence devam edebilir, ben izlerim. Muhtemelen çoğunuz izlediniz, bir kısmınız da 'Türk dizisi ya ne bekliyorsunuz ?' diye geriye atmıştır. Ben Türk yapımlara öncelik verenlerdenim açıkçası! Çünkü neden olmasın ? Gayet kafa dağıtıcı bence. Süresi makul -kaldı ki TV dizilerine göre baya makul-, konusu anlaşılabilir, işleyişi gayet seri, oyuncuları da çok başarılı.  Kime göre başarılı ? Ülkemiz ıyuncularına göre gayet güzel, başarılı oyuncu kadrosu var kimse aksini iddia etmesin. Konu desen evet herkese asla hitap etmiyor olabilir ama şu günlük stresimizi bizden uzaklaştıran bir kon...

Okudum: Ferrari’sini Satan Bilge

Resim
 Yine eskilerden bir kitabı okuyup geldim! Ve yine evet şahane demeye geldim, yazıp gidiyorum :)  Bazı kitapları okumaya geç kaldığımı okurken fark ediyorum ve bu kitap da onlardan birisi. Okuyanlar gülümsüyor şuan hissediyorum :) Herkesin kendisini eleştiriceği ‘evet ben de böyle yapıyorum’ veya ‘ben bunu neden düşünemedim’ diyeceği bir eser. Eleştirmek haddime değil diye düşündüklerimden! Akıcı, sade bir anlatıma sahip olup hayatınıza yön vermenizde size yardımcı olacak, yol gösteren bir yardımcı diyebilirim. Ya da ben kendim adına doğru dönemde okudum bu kitabı. Kendimi eleştirdiğim, kendime yol vermeye çalıştığım, kendimi sorguladığım bu aralar bana ilaç gibi geldi.  Genel anlamda olumlu düşünmenin, zamanı verimli kullanmanın, hayata bakışımızın daha olumlu olmasının hayatımızı olumlu etkileyeceğini anlatmış. Bunu öyle naif anlatmış ki her kelimesine katılıyorum. Önem derecelerimize göre sıralamalarımızın ne kadar önemli olduğunu, küçük hayır’ların evet’lerimizi daha ...

Okudum : Beyaz Zambaklar Ülkesinde

Resim
 Yazar: Grigoriy Petrov Uzun süredir baş ucu kitabım olan Beyaz Zambaklar Ülkesinde an itibari ile bitmiş bulunmakta. Gururla sunuyorum. Neden gururla sunuyorum ben mi yazdım? Hayır ama olsun okudum. Bu da bir gurur değil mi ? Bence öyle. Her yerde belirtildiği gibi kendisi Atatürk'ün önerdiği kitaplar arasında olduğu için hepimiz için yeri ayrıdır. Benim için öyle en azından! Uzatmadan başlıyorum, şahane. Bu kadar yazarmışım, nasıl olur :) Uzun süredir kitap yorumu paylaşmıyorum ama okuyan arkadaşlarım biliyorlar ki çok detaya girmeyi tercih etmiyorum, okunsun istediğim için spoiler vermekten çok korkarım. O sebeple hissettirdiklerinden bahsetmek istiyorum. Hissettirdiği de çok net: güzellik. Özellikle şu içinde bulunduğumuz dönemde okurken en ihtiyacımız olan duyguları hissettiriyor; birlik, beraberlik, güzellik. Finlandiya'nın bağımsızlık mücadelesini ele alan kitap mücadele nedir, nasıl yapılır kısımlarını öyle güzel anlatmış ki okurken içinizden milli duygularınız kapanıyo...

Yanarken Boğulmak

Resim
 Daha neler gelecek başımıza diye sorgulamaya korkmuyor muyuz artık ? Daha ne olabilir diye sordurmuyorum etrafımdaki insanlara. Başlatmıyorum öyle bir cümleye, kuruldukça haddimizi bildirir gibi olaylar oluyor çünkü. Daha neler mi olur, al sana! Deme şekli değil de ne bu yaşananlar?  Yorulduk, yıprandık, yandık, yanarken boğulduk… Bir yanda alevler yaktı canımızı bir yanda sular aldı. Hala kötü olaylar zincirini kıramadık. Gördüklerimiz ve duyduklarımız dışında bilemediklerimizin de var olması içimizi daraltmaya yetiyor maalesef . Daha kadın cinayetleri demedim ama okurken aklınıza geldiğine çok eminim. Hatta ‘ya şiddet olayları?’ Dediğinizi duydum resmen! Evet evet daha yıllardır engel olamadığımız cinayetler… Peki hayvanlara verilen zararlar… Hiç bir olay hafifle alınabilecek gibi de değil. Desek ki bunu sonra düşünelim; sonrası yok! Can’a kıyılıyor ötesi, ilerisi olabilir mi ? Yanarken boğulmak değil de ne ? Seller basıyor bir yanımızı, sular altından zorla çıkarılan hayva...

Bazılarına Haberler Ulaşmıyor

Resim
 Her yer yanarken nasıl içinize sindi sosyal medyanızdaki sofralarınız ? Yemedik mi yedik, evden çıktık, konuştuk devam ettik kabul ama bir tarafta can’lar yanarken kahkaha atamadık, içimizden gelmedi komik şeyler paylaşmak. İnsan olmak bu değil midir ? Biz ‘biz’ isek bir yanımız kan ağlarken nasıl oldu da bu kadar duyarsız kalabildik? Varmış öyle duyarsız kalabilenler benim çevremde de. Hayretler içerisinde gördüm paylaşımlarını, bir yerden sonra bakmadım da zaten. Ne yapayım ne yediğini ne içtiğini ? Elimden gelen bir şey var mı diye bakarken senin paylaştığın fotoğraf sinir etmekten başka bir şeye yaramadı.  Ha şahsi hesaptır bana ne, kime ne ?  Kendi can’ı yansa bana ne der miydi orası meçhul… Bizler çoğu videoyu izleyemez iken, orda yaşayanlarla empati kurabildik mi mesela ? Elinden gelen, gidebilen gitti ne güzel! Gidemeyen dua etti mi mesela ? Köyceğiz taraflarında oturan arkadaşıma sadece nasıl olduklarını sordum aldığım cevap üç gün ağlattı. Çok şükür kontrol alt...

Okudum: Kendine İyi Davran Güzel İnsan

Resim
 Beyhan Budak. Arkadaşlar Beyhan Budak’ın ilk kitabını da bugün itibari ile bitirmiş buluyorum. İkinci kitabını daha önce okumuş ve sizinle paylaşmıştım. Sırayı neden bozdum? Çünkü ilk kitabı bulmak gerçekten zor oldu. Fark eder mi? Bence etmedi.  İlk kitapta da söylediğim gibi bu tarz kitaplar için yorum yapmak ne haddimize ? Mesleğine yıllarını vermiş bir insanın bilgi ve tecrübeleri ile yazdığı kitap için şöyledir böyledir demek ayıp gibi geliyor bana. Eleştirmen olmadığım için :) Kitap eleştirmenlerinin işi o, onların yaptığı ile benim yapmamın aynı olması beklenemez. Kaldı ki bu kitabına da bayıldım!  Diğer kitap da çok eğitici ve öğreticiydi. Ama bunu biraz daha çok sevdim. Kendimizi anlamamız için ilk adımları bu kitapla atmış çünkü. Kendimize psikoloji defteri yapmamız için yönlendiriyor, almamız gereken notlar ve cevaplamamız gereken soruları kapsıyor.  Kendi hastalarından ve kendi hayatından verdiği örneklerle evet yalnız değilim demene yardımcı oluyor. Bey...

Okudum: İnsan Olmak

Resim
 Yazar: Engin Geçtan Öncelikle kitabı çok övdüler! Övmeyin işte, beklentim çok yüksek başladım okumaya. Heyecanla bekledim, sabırsızlandım ve beklediğim kadar olmadı. Övülen kitapları okumak, övülen filmleri izlemek işte bu yüzden tehlikeli.   Neyse kitaba gelelim, haddim değil olumsuz yorum yapmak sadece bakış açımı belirtmek istiyorum. Çok faydalı bir kitap net! Bölüm bölüm başlık başlık ve detaylı ele alınmış fakat psikolojik bir kitap olduğu için sindire sindire ve sakin bir kafa ile okumak lazım. Toplu taşımada okunmuyor, kesin bilgi :)  Kaygı nedir insan neden kaygılanır ? Ölüm ile yaşam nedir insan neden etkilenir ? Gibi konu konu detaylıca anlatılmış. Altı çizilerek okunası cümleler var. Akıcı da bir dile sahip. Fakat bana biraz ağır geldi sanırım.  Kendisine öz eleştiri yapan arkadaşlarıma öneriyorum, mutlaka sakin olduğunuz anlarda okumaya çalışın derim :) Psikolojik kitap sevdiğimi biliyorsunuz, şuan başladığım da bu tarz bir kitap ama bana biraz daha...

Kutlu mu Olsun Gerçekten ?

 Günlerdir elim girmiyor bu yazıyı yazmaya... 8 Mart dünya emekçi kadınlar günü, kabul. Ama ne kadar ? Hepimiz biliyoruzdur duymuşuzdur bugünün ne anlama geldiğini. Emekçi kadınlara ithaf edilen bu gün için biçilen değer düşünüldüğünde bir de yapılan ve olanlar düşünüldüğünde kadınlar günü hariç her şeyin günü gibi.  Duyduğumuz ve duymadığımız haberler, yaşananlar kadınların başına gelen ve getirilenler... Yakın tarihten bahsedelim, akşamında 92 yaşında bir kadına tecavüz edildiğini duyduk, 10 yaşında bir çocuğun rahatsız edildiğini, bir kadının eski kocası tarafından sokak ortasında çocuğunun gözleri önünde şiddet gördüğünü duyduk... Bu konularda hep şunu düşünüyorum, görünenden, duyulandan fazlası olduğuna maalesef eminim.  Taciz, tecavüz, şiddet, şehit... bu haberlerde bilmediğimiz niceleri var kim bilir. Ne üzücü ! Evet insanız evet sürekli düşünerek yaşayamıyoruz ama düşünmeden elimizden geleni yapmadan da olmuyor, olmamalı! Kadınlar günümüz kutlu olsun tamam olsun a...

Okudum: Simyacı

Resim
 Koşun gelin okuyan okumayan bu tatlı kitap hakkında konuşalım lütfen.  Simyacı kitabını ben de blog yazılarından gördüm, öyle güzel anlatımlar var ki hakkında merak edip hemen sipariş verdim ve birden en ön sıraya alıp okumak istedim. Çünkü neden sıralaması değişmesin :) Hiç  pişman değilim hatta kendimi tebrik ediyorum aferin bana!  Neyse biraz kitaptan bahsedeyim; çok güzel.  Sevdiğim kitapları abartmayı seviyorum, bu yazıdan sonra okuyanlar ‘Bu kadar övülecek ne var?’ Diye beni dövmeye geri gelecekler o yüzden profesyonel yoruma geçiyorum, çünkü canım kendim. Evet kitap güzel tamam tamam. Çobanın hikayesi bu. Kendi hayat amacını arayan, ararken de neyi neden nasıl yaşadığımızı ve algıladığımızı anlatan ve bizi gözlemlemeye çağıran bir konusu var. Çobanlık Santiago aslında okuma yazma biliyor ama gezmeyi sevdiği için çobanlık yapmayı tercih ediyor. Ailesine gezmek istediğini sabit bir yerde kalarak çalışmanın kendisini mutlu etmeyeceğini söyleyince babasının ...

İzledim: Snow White and the Huntsman

Resim
 Uzun süredir aklımdaydı dün izleyebildik.  Araştırmadan izleyince izlerken şaşırdım aaa pamuk prensesssmiş oldum çünkü bilmiyordum :) Oyuncular şahane olunca izleniyor. Benim tarzım olmamasına rağmen sıkılmadan izleyebildim. Ne anlatayım şimdi, pamuk prenses işte :)  Ölümsüzlüğü güzellik büyüsü ile olan kötü kalpli kraliçe yaşlanmamak için bütün güzel ve genç kadınları toplayıp onların güzelliklerini çekiyor kendisine. İyi kalpli kral ile düzmece bir saldırı ile rehinmiş gibi tanışan ve evlendikleri gün kralı öldürüp kraliçe olan kötü kalpli büyücü kralın kızını yıllarca zindanda saklı tutup öldü haberini yayınca onun elinden kurtulan halk kaçıyor. Topraklar kuruyor hayat kötüye gidiyor çünkü kötü büyü doğaya kadar etki ediyor. Bir gün prenses genç kız olduğunda güzelliğini ayna ile teyit eden kötü kalpli kraliçeye ayna prensesin ondan daha güzel masum ve saf olduğunu söylüyor. Sonunun onun elinden olacağını ekleyince kraliçe onun kalbini almak için kardeşine emir veriyo...

Pazar Kahvesi

Resim
Üretim yeri Didim olduğu için vazgeçilmez kestane şekeri :) Memleket kokuyor! Kahveler içilmiştir herhalde artık ya da içilecektir.  Ben pazar kahvemi içip geldim sizinle sohbet etmeye. Bu hafta nasıl geçti biraz konuşmayalım mı ? Dün paylaştığım kitaptan sonra bugün Simyacı'ya giriş yapıldı. Arkadaşlar bu ne soğuk bir haftaydı değil mi ? Donduk! Ben sıcak hava insanıyım bu ayazlar bana göre değil, bünyem kaldırmıyor lütfen! Neyseki bu hafta sıcaklıklar artıyormuş :) Hem küresel ısınma olmasın hem hava soğuk olmasın, insanoğlu nankör işte :) Passengers filmini izledik bu hafta. Evet ben de başrolleri görünce etkilendim ama gelin görün ki beklenti karşılanmadı. Bu ara her şeye olumsuz yorum yapıyorum gibi hissediyorum ama arkadaşlar gerçekten eğlenmedim ne yapabilirim. Uzay gemisi ile farklı bir gezegene 100 yıllık yolculuk başlıyor ve içlerinden bir tanesi geminin gördüğü zarar nedeni ile erken uyanıyor. Erken dediğimde 100 yıl erken :) 1 yıl tek başına uzay gemisinde yaşadıktan so...

Okudum: Senin Suçun Değil

Resim
 Yazar: Beyhan BUDAK ''Geçmişin yüklerinden kurtulma rehberi.'' Beyhan Bey'i youtube videolarından görüp tanıdım ilk olarak. Sayfasında alanındaki psikolojik konulara değinip oradan hayatımıza dokunup yardımcı olmaya çalışıyor. Aranızda vardır izleyenler, yoksa da lütfen bir bakın illaki ihtiyacınız olan bir videosunu bulacağınızdan eminim. Sonrasında kitaplarını duydum. Bugün bahsedeceğim aslında ikinci kitabı. Birincisini bulamayıp ikinci kitabından başladım okumaya ama birinciyi de okumayı planlıyorum, onu da paylaşırım. Psikolog kitabı da yorumlanmaz arkadaşım bu ne hadsizlik, bana da bakın :) Yorumlama değil kısaca bahsetme diyelim lütfen. Bu tarz kitapları sevdiğimi daha önce söylemiştim size. Ağır olmayan ve yönlendiren türden. Beyhan Bey'in bu kitabı gerçekten rehber niteliğinde. Ben kendimden çok şey bulup kendime çok denk geldim; herkesin kendisine dokunan kısımları olduğunu net söyleyebilirim. Her ne kadar yıl olmuş 2021 bile olsa hala psikolojik dest...

Unutmamak İçin

Resim
 Ben lise yıllarında bir şiir yazmış ve kendimce çok beğenmiştim. Şimdi hatırladığım kadarını paylaşmak istedim, büyümek zorunda kalanlar için... Büyüme Çocuk  Büyüme çocuk,  Sadece düştüğünde acısın canın. İstediğin çikolata alınmadığı için ağla sadece, Büyümek güzel değil, büyüme çocuk. Parka gidemediğinde acısın canın Canının acımasını şekerden bil sadece  Büyümek çok da mühim bir olay değil,  Büyümeden anlasan yeter, büyüme çocuk!  Sevmediğin yemeği yedirdiklerinde ağla sadece, İstediğin yere gidemediğinde Arkadaşların seni oyuna çağırmadığında ağla çocuk. Ama büyüme... Çocukken çok mühim bir şey gibi büyümeye can atıyoruz, 18 yaşa gelmek aşırı iyi bir olaya dönüşüyor o küçük kalbimizde. Bir büyüsek neler neler yapacağız da sırf küçüğüz diye olmuyor ama bir büyüyelim var yaaa! Büyüğümde istediğim bara gideceğim, istediğim elbiseyi alacağım, istediğime ben karar vereceğim gibi daha uzun listelerimiz vardı değil mi ? Bir büyüyelim bak bir üniversiteye gid...

Okudum: İçimizdeki Şeytan

Resim
 Sabahattin Ali... O kadar uzun sürede okudum ki bu kitabı! Yanında başka başka kitaplara başladım. Toplu taşıma için çantama attığım bu kitabı okumamak için müzik dinledim.. Ama ben anlatayım siz kendi kararınızı verin tamamen tercih meselesi neticede!  Sabahattin Ali bir şeyleri uzun uzun anlatmayı seviyor. Ben evden çıkıp markete gidişini yarım saatte anlatanlara biraz kızdığım için Sabahattin Ali’nin anlatımı da maalesef bana biraz öyle geliyor.  Macide,Bedri,Ömer baş kahramanlarımız. Macide, sessiz kendi halinde bir kız. Küçükken okulda müzik hocası Bedir’den hoşlanıyor ama hoşlanmak nedir ilk defa yaşadığı için isim veremiyor bu duygularına. Bedri de Macide’den hoşlanıyor ama öğrencisi olduğu için asla belli etmiyor ve ablasının sağlık sorunlarından dolayı İstanbul’a gitmek zorunda kalıyor.  Aradan iki yıl geçtikten sonra ailesi okuması için Macide’yi İstanbul’a akrabalarının yanına gönderiyor. Macide büyük şehirde iyice içine kapanıyor ve etrafındaki yaşıtları...

İzledim: Uyumsuz Serisi

Resim
 Uzun süredir böyle keyif alarak izlediğim bir film olmamıştı! Marvel, starwars gibi ana filmlerden sonra DisneyPlus da ısrarla Türkiye’ye gelmemekte inat edince sırf kendimi zorlayarak film seçer olmuştum.  Uyumsuz serisi 3 filmden oluşuyor. İlk filmi izleyince seriyi bitirmek istiyorsunuz direkt! Hatta ben şuan keşke devamı da gelse diye düşünüyorum. Çünkü neden düşünmeyeyim? Kaliteli kadro , kaliteli oyunculuk ve akıcı konusu olan filmlere bayılıyorum net.  Tamam uzatma da konuya gel diyorsanız ayıp ediyorsunuz ama neyse... Gruplardan oluşan bir toplum yapısını ele alıyor. Ailenin çocuklarına büyüdüklerinde hem hangi gruba ait olduklarını anlamak için bir test yapılıyor hem de seçim gençlere bırakılıyor. Korkusuzlar, Bilgeler Fedakarlar Dürüstler Topluluksuzlar Dostlar  Hepsinin bir rengi, ayrı karakteri ve hayat amacı var. Uyguladıkları siyaset tabiki çok başka! Bilgeler topluma hakim olma hakkını kendilerine yakıştırıyor, korkusuzlar kendilerini güç ve cesaret k...

İzledim : The Witcher

Resim
 Bu dizi insanı deli eder arkadaşlar :) Şimdiye kadar izlemedim çünkü eşim benden önce izlediği için araya başka dizi, filmler ekledik en sonunda hadi Witcher izleyelim oldu, iyiki de olmuş. Yine aynı şeyi söylüyorum fantastik türleri seviyorsanız beğeneceksiniz. Bir de oyununu oynayıp izleyenler var, tabi ki onların yorumu ile benim yorumum bir olamayacak ama yine de neden fikirlerimi paylaşmayayım ?  Henry Cavill öyle güzel Witcher olmuş ki :) Yakışmış. Duygularının olmadığı söylenilen Witcher aslında ne kadar duyguluymuş :) Ama birinci sezon boyunca beklediğim şeye ulaşamadım, spoiler olmasın diye söylemek istemiyorum, izledikten sonra gelin beraber sinirlenelim kesin anlayacaksınız! Çok güzelsin Anya! Güzelliği, oyunculuğu şahaneydi, öyle güzel yakışmış ki karaktere. Zor bir çocukluk geçiren bu yüzden hırs sahibi fakat gerçekten yetenekli bir büyücü! Hırslı diye kızıyorsunuz ama çocukluğunu hatırlayınca hak vermeden edemezsiniz. Neticede hırsı kendine zarar, çevresi için k...

Farkındalık Günü : Kanser

Resim
 Adı bile korkutucu değil mi ? Maalesef bu hastalık üzerine yazacak çok şeyim var ama şuan buna hazır değilim o yüzden genel hatları ile birkaç şey yazmaya geldim. Hazır değilsen neden geldin diye düşünmeyin, içim o kadar dolu ki bu konuda en azından birazını paylaşmam lazım... Farkındalık günleri kenetlenebilmek adına çok önemli, eğer düzgün algılanırsa. Eğer sadece sosyal medyadan paylaşım yapıp hashtag ekleyerek geçirilmez ise. Mesela bugün kanser günü dedik ne yaptık ? Durumu uygun olan yardım etti mi ? Durumu olmayan ama zamanı olan ziyaret etti mi ? Pandemi var ne ziyareti diye düşünerek dua edildi mi hastalarımız için ? Kimseyi suçlayamam bu konuda, yaşamayan anlamıyor, anlayamıyor. Hala suçlamıyorum yanlış anlamayın ciddiyim, yaşanmadığı zaman kimse kendisine ve ailesine kondurmadığı için paylaşım yapıp geçerek içini rahatlatıyor. Belki paylaşımların da algoritma açısında bir faydası vardır o kadarını bilmiyorum ama ne yapabilirsek onu yapmaya çalışmamız gerektiğini düşünüy...

Herkesin Defteri Kendisine

Resim
 Az önce çok güzel bir şey okudum; Hâlid Bin Velid'e, ''Filân kişi senin hakkında kötü konuşuyor!'' demişler. ''Kendi defteridir, dilediğini yazar'' demiş. Ne doğru, ne güzel değil mi ? Herkes herkesin hakkında konuşuyor, gülüyor, yazıp çiziyor ama herkesin defteri kendisine özel.  Konuşmak çok kolay, hele oturduğumuz yerden klavye delikanlılığı dediğimiz olay en kolayı! Ne güzel duyduklarımız hakkında belki de hiç bir şey bilmeden sırf kendi hayat bakışımıza göre yazmak, konuşmak ve anlatmak en kolayı! Biz de bunu seçiyoruz çünkü kim araştıracak ? Çünkü kim susmayı seçecek ?  Önceden çok takılırdım bilmeden yorum yapanlara ama sonra sonra benim problemim olmadığını farkettim. Çünkü işin doğrusu bende ise, ben biliyor isem kimin ne dediği çok da umrunda değil ki. Sonuçta söylenene inan beni tanımıyordur ya da gelip soracak kadar yürekli değildir. Ee bizler bizi tanımayan ve her duyduğuna inanan insanlar için neden kendimizi yıpratalım ? Bu kadar basi...

İzledim: Lupin

Resim
 Evet herkes önerdi, herkes bayıldı şimdi övme sırası bende! Tamam tamam beş milyon kez övmeyeceğim muhtemelen sosyal medyada yeterince övülmüş önerilmiştir. Ben de sosyal medyada övgüleri görüp bir izleyim bakalım diyerek izledim zaten.  Assane Diop babasını küçük yaşında kaybetti hem de çok kötü, kabullenmesi zor bir şekilde. Yanlarında çalıştıkları zengin ailenin çok kıymetli ve pahalı kolyesini çalmak ile suçlanan baba kendisini asarak hayatına son verince Assane hayatına tek başına devam etmek zorunda kaldığı için sosyal hizmete götürülüyor. Babasının hediye ettiği kitabı okuyup ondan bir şeyler öğrenen Assane büyüyüp evlenip çocuk sahibi olduktan bir süre sonra babasının suçlandığı kolyenin bulunup toplandığını ve açık artırma ile satılacağını duyduktan sonra olayın peşine düşmeye karar veriyor. Nerden çıktı bu kolye bu kadar sene sonra ? Babasının masum olduğuna olan inancını hem kendine hem herkese kanıtlama peşinde türlü türlü tehlikeler altında çeşitli olaylara karış...

İzledim: The Queen's Gambit

Resim
 Evetttt ben de izledim!  Öncelikle ön yargı ile başlamadım diyemem. Herkes önerdi, sizlerden de izleyip önerenlerin yazılarını okudum ve söylenildiği gibi iyi mi diye merakla başladım. Gayet iyi! Başrol oyuncusu, Anya Taylor-Joy 1996 doğumlu başarılı ve güzel, çok güzel. Dizinin konusuna gelecek olursak küçük yaşta babasız büyürken annesini trafik kazasında kaybeden Beth, kimsesizler yurduna yerleştirilir. Sessiz, içine kapanık, sivri ve farklı bir kız olarak karşımıza çıkıyor Beth. Bir gün derste kara tahta silgisinin tozunu aldırmaya gönderilince bodrum katta tek başına satranç oynayan hademeyi görüp bir kaç gün takip etmeye başlıyor. Sonrasında kendisine öğretmesini istediğinde ‘kızlar satranç oynamaz’ cevabı üzerine aklından oynamaya, gördüklerini kafasına canlandırmaya başlıyor. Tek başında öğrendiği kadarını anlattığında görevli şaşırıp oyunu öğretmeye başladığında aslında kendi başına çözdüğü kadarından etkilenip bir lise santranç klübünde kendisinden yaşça çok büyük o...

Okudum: Dönüşüm

Resim
 Yazar: Franz Kafka Bir günlük okunan kitaplardan kendisi. Verilen mesaj çok açık ama farklı bir tarz ile anlatılmış. Bana da kuzenim çok önerdiği için okudum ve okurken ‘Ben mi anlamıyorum, kitap mı değişik’ diye düşünmeden edemedim. Kitabı gözünde canlandırarak okuyanlardasınız siz de bir boşluğa düşebilirsiniz. Evet akıcı, açık ve anlaşılır buraya kadar kabul. Ama canlandırmaya çalışmayın olmuyor :) Hayal gücünüzü zorlayan bir benzetme çünkü. Düzenli bir işe sahip kahramanımız bir gün Kocaman bir böcek olarak uyandığını farkediyor. İşin güzel tarafı bunu yadırgamıyor olması :) ısrarla ayağa kalkmaya çalıştıkça düşüyor, kendisine zarar veriyor. Eve gelen patronu işe gelmediği için kendisini işten çıkarıyor, işsiz kalan arkadaşımız işsiz kaldığına üzülmeye ve evin maddi durumunu düşünmeye başlıyor. Burda patrona mı kızayım çalışana mı bilmiyorum. Bir süre sonra artık neden odadan çıkmadığını anlamayan aile odaya bir giriyor çocukları böcek şeklinde! Onu doktora götürmek yerine ond...

Kendime Sev Diyorum

Resim
 Çok Sevdik Belki ona göre az  Belki diğerine göre hiç  Ama içimizde çok sevdik! Belki görmediler  Belki bilmek bile istemediler  Ama biz çok sevdik! Bazen kapılar kapandı  Bazen hiç açılmadı pencereler  Ama biz çok sevdik  Sevmeyi bilmeyenler konuştu  Sevmeyi sorgulayanlar oldu  Ama biz hep çok sevdik... Hayatımızda olan her şeye olan sevgimiz çok kıymetli. Okuduklarımız, yaşadıklarımız, kendimizden verdiklerimiz kıymet bilinse de bilinmese de hep çok kıymetli. Yeri geliyor görülmüyor yeri geliyor duyulmuyor ama biz iyilikten hiç vazgeçmediğimiz zaman biz oluruz, kendimiz oluruz.  Kolay değil etraftakileri duymamak , görmemek ama aslında en büyük yetenek. Çünkü meşhur kaplumbağa hikayesindeki gibi, duymayan kendisini bir adım ileri atıyor. Tahammülümüz kalmadı evet ama biz kendimizi korudukça iyi oluruz... Duymayan dediğimde gereksiz konuşulanlar, haklı eleştiriye kapalı olmak kibirden gelir. Var olan eksikler düzelmiyorsa orda hat...

Bir Küçük İnsanlık Meselesi

Resim
 Konuya derininden giriş yapıyorum, insanlık.  Her gün sözlü sözsüz iletişimde bulunuyoruz bir çok canlıyla. Sadece insan değil canlılardan bahsediyorum. Kaldı ki insan insanı görmüyor o ayrı konu! Hareketlerimiz olsun mimiklerimiz olsun direkt insanlığımız ile ilgili.  Hele bir de pandemi var ki içler acısı halimiz. Düşünün ki asansör beklerken rahatsız ediliyoruz, otobüste rahatsız ediliyoruz. Rahatsız edilmek illa sözle, fiziken değil bakışla, mimikle diyorum. Biz birisi ile göz göze yan yana geldiğimiz an arada iletişim başlıyor. Sert sert bakmak yerine yumuşak bir bakışla karşılamak cebimizden bir şey eksiltmezken bizler genelde ters olmayı seçiyoruz, neden? Çünkü zamanla savunma mekanizmamız bu şekilde gelişiyor. Güler isek yüz vermiş oluyoruz düşüncesi bizi insanlıktan çıkarmaya başladı maalesef.  Aslında spesifik bir sorundan bahsetmek için yazmadım bu yazıyı sadece her gün gözlemlediğim şeyler beni rahatsız etmeye başladı, iç dökmek benimki. Geçenlerde otobü...

Okudum: Sırça Köşk

Resim
 Sabahattin Ali... Sabahattin Ali’yi okuyanlar için yoruma gerek yok bence. Onun anlatımını seven tam seviyor, alışkın olmayana ağır ve karışık geliyor ama kesinlikle okunması gereken bir yazar olduğunu söylemek bana düşmese de kesinlikle öyle. Sırça Köşk kitabını alırken bu kadar düz düşünen bir insan olduğumu bilmiyordum bu kitap sayesinde kızdığım şeyi kendi yaptığımı farkettim. Aşırı düz düşünmüşüm! Sırça Köşk son hikaye 4-5 sayfalık hem de. Aslında kitabın genelinde bahsedilen bir Köşk değil bunu belirtmem lazım :)  Kitap kısa hikayelerden oluşuyor hepsi de kıssadan hisse.. Bütün hikayeler birbirinden güzel ve anlamlı. Mesela bir hikayesinde köyde hamile olan doğumunda sıkıntı yaşayan ve şehre gittiğinde parası olmadığı için hastaneden çıkışı verilmeyen ve para bulamayan eşinin hastanede kalmasına göz yuman ve çaresiz kadının hastaneden kaçmasını anlatan bir hikaye var, içler acısı. Parası olmayan yaşamasın mı ? Parası olmayana yardım etmek bize yakışır mı ?  Böyle g...

Peşinden Koşacak Hayaller

 Bizi güçlü kılan en önemli sebeplerden biri hayallerimiz... Hayatta tutunacak, uğruna savaşacak bir hedef yoksa kendimizi enerjisiz, mutsuz ve yalnız hissediyorsunuz. Sanki her şey boş ve her şey ters gidiyormuşçasına. Evet bazen her şey ters de gidiyor zaten ama aslında içsel olarak kendimizde bulamadığımız güç sahip olmadığımız amaçtan kaynaklanıyor.  Yolun sonunda kazanacak bir şey olmadığında bizler kendimizi mutsuz hissedip yolumuzu şaşırıyoruz. Gün içerisinde yaşadığımız olaylar mutsuz olmamıza sebep oluyor bazen. Neden diyoruz neden benim istediğim gibi olmuyor, istediğim olmuyorsa ben neden çabalıyorum diyerek pes ediyoruz. Pes etmek çözüm mü ? Pes ettiğimizde bir yandan devam eden hayat, akan zaman bize iyi gelmiyor. Olaylar devam ediyor ve biz dahil olamıyoruz. Zaman zaman mutsuzluğa düşerim, hemen kendimi sahip olduklarımla telkin etmeye çalışırım. Çünkü negatife odaklanmak kolay ama var olanları düşünüp şükretmek zor geliyor aklımıza. İnsanız hepimiz aynı düşüncey...

Yazılı Olmayan Kurallar Listesi

Resim
 Evetttt hadi bildiğimiz kuralları yazalım! Bugün Ankara’ya kar yağdığında sosyal medyada gezerken fark ettim, bazı yazılı olmayan kurallar var ve çoğumuz bu kurallarla yaşıyoruz. Hadi aksini iddia edin !  Totemler de buna dahil olur mu bilmiyorum ama bir de totemlerimiz var. Ben Fenerbahçe’nin maçı varken asla kimseyle maç hakkında konuşmam, tartışmam, yorum yapmam ki benim totemim.  Mesela kar yağınca sosyal medya paylaşımı yapmak! Net yazısız kuraldır, aksini kabul edemem. Ben paylaştım mı hayır ? Ama genelde paylaşırım ben de! Seviyoruz böyle paylaşımları. Hatta paylaşamayan kalırsa yetiştiği yerden yakalayıp paylaşıyor ki eksik kalmasın. Eleştirmiyorum hemen kızılmasın, tespit benim ki. Deprem mi oldu hashtag deprem yazılıp paylaşılır. Bazıları bundan faydalanıp takipçi artırmaya çalışıyor o kısım ayrı. Deprem olmuş adam oraya beni takip et yazıyor vicdanlılıkta son nokta!  Teşekkür etmek! Mecbur olmadıkları bir şeyleri sizin için yapan insanlara teşekkür edin, ...

Okudum: Çevrimdışı Aşk

Resim
 Şebnem Burcuoğlu !  Şebnem Hanımın en sevdiğim kitabıyla geldim akşam akşam. Ağız tadıyla anlatmam lazım çünkü çok seviyorum bu kitabı ! Aman kafam dağılsın, ağır bir roman olmasın ama zamanımı da boşa harcamasın, hem kolay anlayım hem de beni biraz bulunduğum yerden alsın diyorsanız buyrunuz öneri gibi öneri ile geldim! Sahnelerin aranan ismi, kitaplıkların neşeli kitabı, gönüllerin şen kahkahası Çevrimdışı Aşk. Tamam bu kadar abartı yeterse konuya geçelim artık. Kahramanımız Kumru bizden biri! Direkt bizi yansıtmış diyorum çünkü patavatsız, sorgulayıcı, iş yerine ayak uydurmaya çalışan ve annesi ile arada kalan tatlı kızımız. Kurumsal hayatın kölesi olarak çıkıyor karşımıza, hem kölesi hem eleştirmeni!  Kurumsal hayatta çalışmaya çalışan, kendini işiyle tanımlayan, kendine ayıracak vakti olmayan Kumru işten çıkarıldıktan sonra anneannesini kaybediyor, her şey onun için üst üste gelmiş durumda ve her şeyin bittiğiniz düşündüğü noktada! Anneannesi miras olarak Datça’da b...