Kayıtlar

Ekim, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Baba...

Ne çok şey anlatır bir kelime; Baba... Can demek, güç demek, destek demek, liman demek... Baba demek çok şey demek! Her an kendini güçlü hissetmen demek, güvende hissetmen. Bir şeyi yapamasanda seni en çok seven birinin varlığı demek. Şükür sebebi! Uzun süredir kendimi boşlukta hissediyorum. Küçük bir kız çocuğuna dönüştüm sanki. Önceden her şeye çemkiren, cevap veren kız en ufak bir ses yükseltilmesinde ağlayarak kaçmak istiyor artık... Boğazımda üç nokta... Yutkunamadıklarım... Her kızın babası kendine özel, benim babam bana özel! Aile şükür sebebi... Anne, baba... Güç..! Onlarla geçirilen her saniye ne kıymetli... Bir cümleye baba diye başlamak ne değerli...

Burama Kadar Yalnızım

Kalabalık içinde yalnızlık dedikleri, burama kadar yalnızlık dedikleri şey'le aynı olmalı... Mesela burama kadar buram buram yalnız hissediyorum bazen... Aslında kimse yok değil, var ama varken olmamaları daha kötü değil mi..? Arkadaş, dost dedikleri her yalnız hissettigimizde olmamalı mı..? Canım dost dediklerim genelde olmazlar her durumda... Hatta sanırım hiç bir durumda. Ustumuze ustumuze geldiğinde duvarlar, kendimizle konusurken yakalarız kendimizi. Kendi kendimize kendimiz destek oluruz... En güzeli, en sağlıklısı... Seni senden iyi kim anlar ki..?

Bebek Irmak...

Melek Irmak,küçük Irmak, güzel Irmak... Kurulamayan hayatı, kuramadığı hayalleri, ogrenemedigi oyunları... Irmak... Düşüp de yarası için aglayamayan Irmak! Ve PEDOOFİLİ pislik! Polisten korkarım derken Allahtan korkmaz mısın be vicdansız ?! Nasıl bir hal ki küçücük bebeğe dokunurken titremeyen eller polisi duyunca korkuyor, ağlıyor?! İçerde kendini duvardan duvara vuruyor! Irmaklar aksın, Irmaklar yaşasın!  Duymadığımız, duyamadigimiz nice Irmaklarimizin sesleri kesilmesin. Duyulsun. Çocuk bile değil yahu bebek bebek! İşte bu psikopatlara idam gelsin! Şu anlatılanları duyan aile ne yapsın ? Pedofili ye karşı sessiz kalma!

Büyümek de Nerden Çıkmış ?

İçiniz yaşlanmasın,gerisi hallolur. Kalp güzel olsun, söz ona uyar... Temizlik içten olur,kendinden olur... Güzellik sonradan kazanılmaz, kalpten gelir... Ya yorgunluk ? Şu üstümüzden atamadığımız yorgunluk ?! Dinlenmekle geçmeyen, her gün artan... Çok yoruluyoruz, her gün daha çok yoruluyoruz. Bizi biz yoruyoruz. Dusuncelerimizle, izin verdiklerimizle, secimlerimizle... Yoruluyoruz, dinlenmekle geçmiyor. Zor değil mi ? Bazen gerçekten çok zor... Büyümek... Ne yorucu ?! Her gün bir şey öğrenmek, her gün büyümek... Çocukken hep büyümek isterdik,büyüdük...buyuyoruz... Keyiflenerek değil maalesef huzunlenerek... Her gün artan hüzün! Bilseydim etrafımda "büyüme be" diyenlere inanırdım. Ağaçtan çağla toplar,bekciden kaçardım. Hoş, hala yaparım! Ama bilseydim büyümenin gıcık olduğunu, o kadar da heveslenmezdim. Sonuçta ekşimen yerken daha mutluydum! Sabahtan akşama kadar dışarda oyun oynamak varken, büyümek de nerden çıkmış ?!

Kıymet Bilmek Gerek

Kıymet...Ne güzel kelime! Kıymet bilmek gerek şu hayatta. Her anın kıymetini bilmek hatta her saniyenin. Çünkü bir saniye öncesine dönmek istesek yok, dönemeyiz. E madem öyle nedir hala bu öfkeli, nefretli yaşayışlarımız ? Hep bir nefret içimizde... Hep bir kötü düşünce... Paylaşılamayan ne çok şey var değil mi ?! Oysa hayat kısa. Bir dolu planının bir dolusunu yapamayacağın kadar kısa. İçinde kalır, kursağında kalır, kalbinde kalır... Kocaman bir keşke kalır yanına! "Bari şunu yapsaydım" der kalırsın kenarda... Bir saniye sonrasına attığın her plan bir belki olarak önünde. Bir ihtimal! Sen bilmezsin Allah bilir... Ne gerek var erteleyerek, kırarak dökerek yaşamaya ?! Bir söz var ya hani ; "Her günü son gününmüş gibi yaşa!" Öyle ibadet et, öyle sev, öyle yaşa, öyle gül... Ama nefret etme, kin tutma, pişman olma. Yarın için bir keşke bırakma kendine, keşke'ler ağır! sevdiklerinle zaman geçirmekten daha güzel ne var şu hayatta ?! Kıymet...Ne güzel...

DURDURULAMAYAN ZAMAN

Durdurulamayan zaman... Çok isterdik zamanı en değerli, en mutlu anl'larımızda durdurmayı. Mesela ben, küçüklüğümden beri ışınlanmayı bulmak istiyorum. İstediğim zamana ışınlanabilsem, ne güzel olurdu! Ama bencilce bir düşünce aslında değil mi ? Senin en mutlu olduğun an, başkalarının en mutsuz olduğu an'a denk geliyorsa ya ? Sen gülerken, ağlayanlar varsa ? Ki kesin var. Hep öyledir zaten. Hiç bir zaman herkes aynı anda mutlu olmaz, olamaz... Ama en mutlu olduğumuz anlar... Herkes aynı anda mutlu olsa... Mutlu anlar uzun sürse... Keşke... Öyle bir dünya yok değil mi ? Bu yüzdendir hep geçmişe bağlı, hep geçmiş özlemiyle yaşıyor oluşumuz. Hep kıymetli anlarımızı geçmişte saklıyor oluşumuz. 2 sn öncesi de geçmiş zaten. Zaman durdurulamıyor. Zaman hızlı... Yakalanmıyor zaman. Geçenlerde bir karar aldım. Dedim ki kendime; 'Geçmişi düşünerek yaşamak yok kızım, anı kaçırıyorsun!' İzin günlerimi yıllık okuyarak, fotoğraf bakarak duygu seli geçirmişliklerim var be...