Kayıtlar

Bugün De Bitsin Mi?

Resim
Bugün de geçsin… Bugün bir bitseydi. Bugünü bir atlatalım da… Peki gerçekten bitsin mi? Hiç mi güzel bir şey olmadı bugün? Hiç mi bir çocuk gülümsemedi? Hiç mi bir kedinin başını okşamadın? Gerçekten tek bir iyi an bile yok muydu? Geçen gün, “ne zaman akşam olacak” diye düşündüğüm bir anın, ileride dönmek isteyeceğim bir güne ait olabileceğini fark ettim. Zaman geçiyor. Yaş ilerledikçe mi, yoksa yaşananlar arttıkça mı bilmiyorum… Ama bazı yükler daha çok hissediliyor. Ve fark ediyorum ki: Bitmesini istediğimiz günlere dönmek isteyeceğimiz zamanlar da geliyor. Evet, bazen çok stresli anlar yaşıyoruz. Bazen üzülüyoruz. Bazen sadece kaçmak istiyoruz. Ama gün geliyor, o kaçmak istediğimiz anlar bile bir “keşke”ye dönüşebiliyor. “Son günün gibi yaşa” demek kolay değil. Hatta bazen ağır geliyor. Ama hiçbir şeyin farkında olmadan yaşamak da bazı anları kaçırmamıza neden oluyor. İçinde bulunduğumuz zaman çok kıymetli. Belki mesele, günün tamamını sevmek deği...

Kurumsal Hayatta “Hemen”in Anlamı

Resim
  Kurumsal hayatta da gerçek hayatta da çok kurtarıcı, karşı taraf için ise zaman zaman sinir bozucu bir kelime: Hemen. Hemen bakıyorum. Hemen çıkıyorum. Hemen geliyorum. Zaman kavramını esnetmesiyle meşhur, anlamının çok ötesine geçmiş bir kelime. Bu cevapla üstesinden gelinmeyecek konu yok. Size bir şey mi soruldu? “Hemen ilgileniyorum.” Sizden bir şey mi istendi? “Hemen yapıyorum.” Bir mail mi atılacak? “Hemen gönderiyorum.” Arkadaşınızla buluştunuz ama hâlâ hazır değil misiniz? “Hemen çıkıyorum.” Böylece ne olur? O soru unutulur. O iş yapılmaz. O mail atılmaz. O arkadaş saatlerce bekler. “Hemen gönderiyorum” denilen hiçbir mail hemen gelmez. Bu cümleyi duyduğum anda içimde hafif bir gerilim oluşuyor. İlginç olan şu: Aynı kelime, kimin söylediğine göre anlam değiştiriyor. Sen söylediğinde anlamlı. Sana söylendiğinde anlamsız. Bir bilgi mi toplanıyor? “Hemen yanıtlayacağım.” Büyük ihtimalle yanıt gelmeyecek. Ama bir noktada konuşmanın da bitmesi ...

Müsait Misiniz ?

Resim
  Müsait misiniz? İnsanı strese sokan en kısa giriş cümlelerinden biri değil mi? Müsait misiniz? Neden? Ne için? Bir şey mi soracaksın, bir şey mi anlatacaksın, bir şey mi isteyeceksin? Konuya direkt girsen daha iyi olmaz mı? Neye müsait olduğumu bilmiyorum. Gün içinde zaten yeterince stres var. Bir de aradan biri gelip bu soruyu sorunca ekstra bir gerginlik ekleniyor. “Müsait misiniz?” Devamını tahmin edemezsin. Bilinmezlik de insanı geriyor. Belki müsaittim. Ama o sorudan sonra emin olamadım müsait miyim :) Bu yüzden genelde şöyle cevap veriyorum: “Konu nedir?” Çünkü eğer soruyu soracak kadar zamanın varsa, konuyu yazacak kadar da vardır. Sor, kurtul. Sen de kurtul, ben de kurtulayım. O an cevap alırsın ya da alamazsın, o ayrı. Ama en azından durduk yere gerilmeyiz. Merak uyandıran bir soru aslında. Ben de merak ediyorum: Müsait miyim? Müsait olmam mı lazım? Müsait değilsem ne olacak, müsaitsem ne olacak? Bazen devamında o kadar basit bir ş...