Kayıtlar

2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İzledim: İstanbul İçin Son Çağrı

Resim
 Ben geldim! Bu izin günümde fırsat bulup filmi izler izlemez anlık hislerimle yazmak, anlatmak istedim. Etkisinden çıkmadan koştum geldim buraya. Öncelikle evet başta ön yargılıydım. Malum çok güzel ve çok yakışıklı iki başrol görünce acaba ? diye sormuyor mu insan ? Maalesef ki sırf izlensin diye seçilen kadroları görüp izliyoruz. Bir yandan da evet seneler sonra beğenmedikleri filmi kabul edecek değiller desek de bir yandan da bir soru işareti ister istemez oluşuyor. En azından bende öyle oldu. Hiçbir yorum okumadan, spoi yemeden, araştırmadan izledim filmi. Yorumlardan etkilenmek yükselmek veya tam tersi düşmek istemedim filme karşı. Bir yorum gördüm bir sahne ile ilgili o bile beni sinirlendirdi 'neden gördüm' diye. Evet başta da belirttiğim gibi izin günümde açtım izledim. En başta algılayamadım, sinirlenmeye başladım ki aman Allahım! Sizsiniz :) Gerçekten güzel bir filme evet demişler. Bana da bak, hak veriyorum :) İzleyici olduğum için hakkım var bence. Azıcık detay ver...

İzledim: Çok Aşk

Resim
 Uzun süre sonra filmle geldim hem de gündemden :)  Tabiki detaya inmiyorum ama söylemeden edemiceklerim var; film gündemdeyken kafasında soru işaretleri olanlara. Çünkü ben de soru işareti ile gittim açıkçası. Böyle bir yazı olsa fena olmazdı hani. Neyse şahsen çok fazla Türk filmi, dizisi izlemem. Kadrosunu beğendiklerime kıyamayıp bakarım, genelinde de pişman olurum. Ama kaliteli olanlara sözüm yok. Biz genelde birbirine benzeyen konulardan gittiğimiz için insan bir uzak duruyor ister istemez. Hak verirsiniz bana heralde bu konuda.  Bu filmin adını duyunca da bi soru işareti oluşmadı diyemem. Sinemada izlenmeli mi diye düşündüm ve Hasan Can varsa farklılık vardır diyerek şans verdim. Pişman mıyım hayır!  Uzun süredir bu kadar gülmemiştim sanırım. Salonda kahkaha attırdı gerçekten. Kendisinin de dediği gibi bizden bir film. İzlerken kendine gülüyorsun zaten, aile yapısına, hayata bakışına, aldığı kararlara, verdiği tepkilere.  Öyle net öyle olduğu gibi ki; gül...

Okudum: Bona Dea

Resim
 Hep mi şahane diye başlamak isterdim ama o kadar da değil maalesef. Ara ara okuduğumun dışında tür okumaya çalışıyorum ki bunalmayım, kafam dağılsın diye; iyi de geliyor aslında ama bu kitap çok da iyi geldi diyemem. 600 sayfanın son 150 sayfası akıcıydı, o noktaya gelene kadar biraz can çekiştirmedi diyemem.  Ha ama sevilen türlere göre çok göreceli bi yorum olur dediklerim. Çünkü kitap fantastik ve fantastik türü sevenler için favori bile olabilir. Gözümde canlandıramadığım bi dünya beni zorlamış olabilir. Lucas’ı hem aşırı yakışıklı hem vampir olarak nasıl düşünebilirim mesela ? Veya Lssy hem çok güzel hem bona dea ve cadı olarak nasıl düşünülür ?  İzlemesi keyifli hatta izlerken en keyif aldığım tür; fantastik ama okurken o kadar kolay olmuyor haliyle :) Yine de elimden geldiğince o dünyaya girmek istediğim kadarıyla güzel diyebiliriz. Anlatılan aşk, çok güzel. Masum… Ruh eşi; ne güzel ele alınmış. Öyle derin işlenmiş ki, gördüğünde anlıyor başkasını sevemeyeceğini. ...

İzledim: Kulüp 2. Sezon

Resim
 Nerden başlasam, nasıl başlasam, nasıl bir giriş uygun olur seçemedim. Başlayamamayı tercih ettim. Bu da bir seçenek. Çünkü bazı şeyleri anlatamazsınız.  Dilim döndüğünce, kelime bilgim yettiğince çabalarım diye düşündüm. İzleyenler ne demek istediğimi anlamıştır büyük ihtimalle. Öyle bir dizi ki bu, her izleyici farklı açıdan değerlendirebilir. Aşırı göreceli. Mesela Mathilda; doğru adımlar mı atıyor ? Kızı; yaşadıkları neticesinde tepki olarak uyguladığı hareketler onaylanır mı ? Yakın arkadaş nedir, ne değildir ? Herkese, İsmet'e bile, bir eleştiri yapılır ama Rana'ya?! Rana'yı sevmekten başka bir şey yapamazsınız.  Bazı cümleler insanı kalbinden vuruyor. Babasının kızına insanın kalbini kilitli tutması için kalbinin anahtarının kendisinde olduğunu söylemesi nasıl naifliktir ? Yalan söylememeyi öğretmesi, verimli vakit geçiriyor olmaları ve en güzellerinden biri de konuşmaları esnasında verdiği cevaplarının her birinde bir yetişkin ile konuşuyor gibi konuşması çok hoş...

Okudum: Dreamland Milyarderleri

Resim
Yeni gelmedim, geri geldim diye giriş yapsam saçma olmaz değil mi :) 90'larda bu ara yaş konusunda kafa karışıklığı var mı ? Orta yaşlı mıyım, genç miyim ? Yaptığım seçimlerde kendimi aşırı gergin hissetmeye başladım. Boomer olmadım inşallah. Olmuş da olabilirim, sorun değil. Aslında seçimlerim ve yaşımla ilgili sorun yok ama yenilikleri kaçırıp kendini yenilemiyor olmak da istemem. Yazmadığım kitap okumadığım anlamına gelmez, okumaya devam ediyorum tabiki sadece buraya yazmaya vaktim olmadı gibi üzücü bir açıklama yapsam ne kadar kabul görür bilmiyorum. Sonuç olarak okuduklarımdan bir seri ile başlamak istedim. Uzun süredir seri kitap okumamıştım. Aslında açık konuşmak gerekirse okumadığım bir türden seri kitapla geldim. Neden ? Kafamı dağıtmama çok iyi geldi bu seri.  Uzun süredir herkes gibi, hepimiz gibi ben de stresli bir dönemimdeyken sosyal medyadan takip ettiğim kitap profillerinde öneri olarak paylaşılan bu seri dikkatimi çekti ve neden farklı bir tarz okumayayım diye düşü...

Okudum: SYBIL

Resim
 Evet geldim. Elim gitmedi yazmaya, anlatmaya. Kime neyi nasıl anlatacaksınız aslında ? Depremin olduğu gün yıllık iznim başlamıştı. Sabah Maraş'ta deprem olmuş diye duyduğumda Maraş'ta yaşayan çocukluk arkadaşım geldi aklıma. Mesaj gönderdim iletilmedi, aradım çekmiyor. Abisinden haber alana kadar hissettiğim o korku... Sonra haberlere bakmaya başladığımda Hatay'da yaşayan üniversite arkadaşımın paylaşımını gördüm:  'N'olur yardım edin!'  Hepimiz korktuk, üzüldük ağladık. Elimizden geleni yaptık, yamaya da devam ediyor olmamız gerektiğini biliyoruz. Empati kurulabilir diyorlar ya, aklımız almaz orda olanları bence. Biz izlediklerimizden parçalandık, onlar... Allah'ım yardımcıları olsun... Bu konu yorum yapılabilir bir durum değil o yüzden yazmak anlatmaya çalışmak istemiyorum. Başımız sağ olsun... Bu süreçte okumaya devam ettim evet, bana en iyi gelen şey; okumak.  Okuduklarımdan bir tanesinden bahsetmeye geldim: Sybil.  Ah ne çok etkiledi, korkuttu ve üzdü...

Gördüm: Kartalkaya Kayak Merkezi

Resim
 Ben de her şeyi eleştiriyorum demi? Aslında her şeyden mutlu olabilirim ama soğuktan ?  Kışın ne aktivite yapılır dedik, düşündük ve kayak merkezinde karar kıldık. Buraya kadar her şey çok güzel; eldivenler alındı, bereler ayarlandı, termoslar da tamam. Biz üç kafadar kamp sandalyesi de götürelim dedik; neden? Karda oturup kahve içecekmişiz. Bakın ben sıcak iklim insanıyım, karda ne kadar dayanılır fikrim yok, haliyle kabul ettim.  Ayarladığımız tur sabah bir saat geç geldi mi? Evet. Geç geleceğini gelmesi gereken saatte haber verince bu hava şartlarında insan ister istemez sinirleniyor. Hele beklediğiniz durak çevresinde bi yer yoksa ve saat sabah 07:00 ise!  Yapacak bir şey yok; biraz ilerde çorbacı bulup çorbacıya geçtim, nasıl bi hal içerisindeysem adam çorba sormaya gelmedi; çağırdığımda da bekliyorsunuz diye sormadım dedi. Haklı! :) Bizim otobüs bir saat gecikmeli de olsa geldi minyatür otobüs. Sıkışık. E tamam bu şartlarda bu kadar dedik onu da aldık kabul et...

Okudum: Bir Psikiyatristin Gizli Defteri

Resim
 Ben geldiiim. Blog yazılarımı okuyanlar bilir, bilmeyenler için belirteyim ben Gülseren Budayıcıoğlu'nun tüm kitaplarını severek okuyan birisi olarak 'acaba' ile başlayıp 'keşke bitmeseydi' diye bitirdiğim bir kitap oldu. Sürekli kitaba bakıp bakıp bırakıyordum. Şüpheliydim, ön yargılıydım ve sevmemekten korkuyordum. Ben sevmeyeceğim bir kitaba başlamaktan çok korkuyorum. Çünkü kitap yarım bırakamama huyum var. Zorla okuyup bitiriyorum sevmesem de maalesef. Sevmediğin kitabı okumak sevmediğin yemeği yemek gibi. Belki daha da zor, süreç daha uzun çünkü. Neyse ilgili kitaba başladım ve başladığım anda seveceğimi anladım. Gülseren Budayıcıoğlu'nun tarzından farklı olarak o konuları parça parça karışık ele alırken Gary konu konu ele almış. Bir hastanın hikayesini tek seferde anlatmış. Hangisi daha iyi diye sorarsanız bana ikisi de güzel geldi. İki şekilde de severek okudum. Çok dağılmayım derseniz Gary'i sizi mutlu edebilir. Kariyerinin en başından, gelişim aşa...

İzledim: Enola Holmes 2

Resim
 Ben geldiiiim.  Birincisinden sonra ne kadar iyi geldi bu seri anlatamam. Ama anlatmaya çalışmaya geldim. Birincisini Sherlock serisinden sonra izlediğim için sanırım, biraz basit gelmişti. Bu film daha izlenebilir ve şaşırtıcı ele alınmış.  Henry Cavill oyunculuğu işin içine girince seyretmesi çok keyifli oluyor, profesyonellik deseniz var. Oyuncu seçimi genel olarak çok tatlı. Konu dediğim gibi şaşırtıcı, tahminlerinizi ters köşeye çeviriyor ki bu heyecan zaten izlettiriyor.  Abisinin yolundan gidip Enola’nın kendisine dedektiflik bürosu açmasıyla başlayan film büronun iş yapmaması ile devam ediyor. En sevdiğim detay iş yapamamasının nedeni olarak yaşı, cinsiyeti, tecrübesi bahane edilmesi. Çünkü günlük hayatımızda da birbirimize böyle yaklaşıyoruz. Küçüksün anlamazsın, kadınsın yapamazsın, tecrüben yok anlamazsın gibi gibi eleştirel bakış açısı. Halbuki kadınlar her şeyin en güzelini yapar, küçükler daha geniş ve yeni bakış açısına sahiptir, sen iş vermeden tecrü...

İzledim: Wednesday

Resim
 Çok direndim ama yine de izledim :) En son ben izlemiş olabilirim o yüzden spoiler derdi de yok. Ama yine de konudan bahsetmem bilirsiniz. Herkes o kadar izledi ve anlattı üzerine de paylaştı ki izlemek istemedim nedense. Erteledim sürekli ama işte buradayız;  izledim: Wednesday. Öncelikle en son söyleyeceğim şeyi en başta söyleyerek başlayalım; sevdim. Oyuncular çok tatlı, birbirine uyumlu, sempatik seçilmişler. Wednesday karakterinin ciddiyeti gözüme batmadı, hatta insanları umursamıyor oluşuna imrendim diyebilirim. Oda arkadaşı bir o kadar insancıl ve tatlı Enid.  Farklılıklarımıza rağmen buluştuğumuz ortak noktaların olması ne güzel ele alınmış değil mi ? Mesela ana karakterin ciddiyetinin aksine pamuk kalpli oda arkadaşı. Oda arkadaşının onu biraz da olsa normalleşmeye alıştırıyor olması; güzel hissettiriyor.  Babasının takip için bıraktığı Şey ile anlaşıp onu kendine yol arkadaşı seçmesi ve kimseden yardım almayan biri olduğunu söylerken bunun aksine sırf...

Doğayı Sevdiğimiz Kadar Koruyor Muyuz ?

Resim
 Doğayı hepimiz çok sevmiyor muyuz ? Bahar gelsin çimlere oturalım, dışarı çıkıp sohbet eşliğinde yürüyüş yapalım, dışarıda spor yapalım... Doğada olmayı bir şekilde bir yerden seviyoruz. Seviyoruz ama doğa için ne yapıyoruz ? Doğa için çal demiyorum, hayır. Doğayı koruyor muyuz ? Doğanın sağlığını düşünüyor ve ona göre adımlar atıyor muyuz ? Doğayı düşünüyor muyuz ? Ne çok soru sordum, farkındayım. Ne demek istiyorum peki ? Bir keresinde çekirdek çitleyerek deniz kenarına yürüyoruz, o zamanlar Didim'deyiz, çekirdek kabuklarını insanlığımız gereği elimizde tutup ilk gördüğümüz çöpe attığımızda arkamızdan gelen birileri bize teşekkür etti. Ne olduğunu anlamadım ve sordum neden teşekkür ettiğini. 'Çöpü diyorum yere atmadığınız için teşekkür ederim.' Evet o an bana da çok tatlı bir hareket gibi geldi bu teşekkür ama beş dakika içerisinde sinirlendim. Koç burcuyum ya ondan :) Cidden sinirlendim, neden mi ? Çünkü doğa senin olduğu kadar benim, benim olduğu kadar da onun. Neden b...

İzledim: Bir Şans Daha

Resim
 2019 yapım. 1 saat 43 dk. Romantik/ Komedi Sosyal medyada gezerken kısa bir parçasını görüp izlemeye karar verdiğim filmi az önce izledik. Hissettirdikleri geçmeden de yazmak istedim, ertelemeden. Malumunuz konuya girmeyeceğim ama şekil olarak tarif edip gideceğim. Öncelikle Emilia Clarke hayranı olarak onun varlığı ile izlemek istediğimi açıklamak isterim. İzlediğim minik bölümde esas oğlan 'telefondan kurtul' dediği için içinde bulunduğum psikolojiye uygun olduğunu düşündüm. Evet filmin ilk yarım saati 'noluyoo ya' dedirtti. Genelde tahmin edilebilir konu basit şekilde ele alınır kafa dağıtsın yeter mantığı ile ama bu öyle değil, güzel kısmı da tahminleriniz dışı bir konu çıkması zaten. İlk yarım saat üzülmeye başladım, sorguladım ve sıkılacağımızı düşündüm ama bir anda öyle bir döndü ki ters köşe! Romantik komedi gibi romantik komedi. Arkadaşlar şöyle söyleyeyim romantik komedi seven birisi olarak bu şekilde romantik komediye ilk defa denk geldim. Henry Golding'...

İzledim 2 film: Kal ve Özel Ders

Resim
İki filmi tek seferde yazmam sorun olur mu ? Bence olmamalı. Çünkü neden sorun olsun ? Gergin mi başladık ? Hayır, gergin değiliz. Koç burcuyuz diye gerginiz sanıyorlar, öyle miyiz :) Bu başka konuya girer demeyin şimdi ne olur birkaç şey konuşsak? Tamam burcumuzu sonra konuşalım ama lütfen 'Koç burcusun diye gerginsin sanıyorlar' dedirtmeyin. Nedir yani yükselenim de boğa ise! Evet maalesef biraz gergin bir grupta toplanmışım. Ben gergin olduğumu sonradan öğrendim, belki de sonradan gergin oldum. E malum, her geçen gün stres yükleniyoruz demiştik bir önceki yazının sonunda. Okumanız için nerde olduğunu belirttim farkettiyseniz. Aferim bana.  Nasıl başladım ne anlatıyorum, çok haklısınız. Konuya girişi uzattım çünkü aşırı sevdiğim şeylerden bahsetmeyeceğim. Öncelikle izledim: Kal Oyuncular çok tatlı, çok yetenekli evet. Ekrana yakıştırdığım, izlemekten keyif aldığım isimler ki zaten onları merakımdan izledim. Ama çok da sevdim diyemeyeceğim. Konusu sonunda çok derinleşmiş ama o...

Okudum: Kendin Olmanın Dayanılmaz Hafifliği

Resim
Ferhat Jak İçöz 9. Baskı Uzun aradan sonra -ki çok da uzun değil sanırım- çok iyi geldi. Kişisel gelişim kitaplarını okumayı seviyorum. Ama böyle ağır ağır psikoloji kokan, terimlerin sık kullanıldığı kitaplardan bahsetmiyorum. Onları okumakta zorlanıyorum, anlamaya öğrenmeye çalışırken konudan, anlatılmaya çalışılan konudan uzaklaşıyorum. Daha romanlaştırılmış veya daha basite indirgenerek örneklerle anlatılmış olanı okumayı daha çok seviyorum. Bu kitap da basite indirgenerek varoluşçuluk felsefesi üzerine kısa kısa konular ele alınarak anlatılmış. Açık, anlaşılır, sade bir dille yazılmış. Su gibi aktı gitti kitap. Bazı noktaları özellikle çok iyi geldi. Mesela kaygı üzerine; kaygı ömür boyu sürer kaygı ile yaşamayı öğrenin demiş. Kaygı biterse ömür bitmiş demektir diye anlatıyor. Zamanımızın çoğu stresli geçtiği için bu kısım özellikle dikkatimi çekti. Okuduğum kitapların konusunun içeriğinden çok bahsetmem aslında ama örnek vermek istedim ki benim gibi keyifle okuyan, faydalanmak is...

İzledim: Emily in Paris

Resim
 Biraz da Emily konuşalım. Emily in Paris tatlı bir dizi. İzletiyor kendisini ama bazen 'neden ?' diye sordurmuyor diyemem. Neyse 3. sezondan bahsetmek isterim. Güzel. Güzel deyip bitirsem ya yazıyı:) Her neyse Emily enerjisi yüksek, tatlı, başarılı iş kolik kızımız bazen iyi kalpliliği abartıyor bu sezon ama yine de iyilik iyilikle karşılık buluyor. Dizinin en sevdiğim yanı da bu, iyiliğin karşılık bulması. Bazen Emily o kadar başarılı oluyor ki iş arkadaşlarını kıskandıracak kadar!  Güzel projeler, alınamayacak işler, dönülemeyen yollar, yarım kalan aşklar. Aşk demişken Alfie çok iyi değil mi ? Zeki, esprili, çalışkan ve aşık. Ben Alfie'ciyim arkadaşlar. Gabriel için yorum bile yapmak istemiyorum. Son bölüm de sinirlerimi bozdu zaten. Yok spoiler yok ama yani neyse :) İzleyin de konuşalım rahat rahat. Emily ile Mindy çok tatlı değil mi ? Çok güzel dostlukları var, bozmasalar bari.  Sağlıkla...

İzledim: Andır

Resim
 Herkes bu diziyi izlemez, biliyorum. Ama izleyenler olarak toplansak ?  Ben çok sevdim diziyi. Sürükleyici ve merak uyandırıcı. Mantık çerçevesinde her şey. İlk başladığında, ilk bölümlerde bir kararsız kaldım. Ne oluyor şimdi ? diye ama bir kaç bölüm sonunda kafamda oturdu her şey. Karakterler şahane. Karakterlerin anlatımı, ele aldıkları konu çok iyiydi. Merakla ikinci sezonu bekliyorum ama bilin bakalım ne olacak ? Uzun süre bekletecekler ikinci sezon için. Bu yazı vesilesi ile bir kaç sitemimi paylaşmak isterim. Benim en en en sevdiğim film Star Wars. Bu film ile ilgili maalesef lisanslı hiç bir şey yok diyebilirim. Bardak yok, anahtarlık yok, telefon kılıfı yok. Her yer neden Harry Potter -ki Harry Potter severim.  Konu Star Wars olunca o kadar az ki hakkında paylaşılanlar. Disney'in gelişine sırf bu diziler için çok sevindik. Sayesinde şahane diziler izledik, izleyeceğiz sanırım. Andır da o dizilerden biri. Eğer siz de bu hikayeyi seviyorsanız izlemişsinizdir ya da...

Okudum: Emma

Resim
 Kafan o kadar dolu ki bu aralar, bir kitap ne kadar uzun sürede okunursa o kadar uzun sürede okudum sanırım. Kitaba adapte olmam maalesef uzun sürdü. Güzel mi ? Güzel. Şöyle güzel böyle şahane diyemiyorum. Kitabın son 100 sayfasında işlenen konuya daha çok yer verilebilirdi. Tam heyecan geldi kitap bitti. Emma'cığım tatlısın, zekisin, olgunsun, en önemlisi hatalarından ders alıyorsun birçoğumuzda olmayan bir cesaretle. Çok sevdim seni. Beni üzen sen değilsin senin konuna çok geç girilmiş olması. En heyecanlı, en güzel konu 500 sayfalık kitabın son 100 sayfasına sıkıştırılmış, çok üzdü. Kitabın il k sayfalarında kim  ne demiş, ne düşünmüş, kimden hoşlanmış uzun uzun anlatmışlar. Tamam anlıyorum verilmek istenen bir mesaj var; çok da anlamlı. Sadece Emma'nın özel hayatının, duygusal yapısının, bakış açısının bu kadar üstten anlatılması bana garip geldi. Çok sevilen bir kitap biliyorum, ben de sevdim ama maalesef konuya adapte olmam biraz uzun sürdü. Stresli bir dönemde olmamın ...