Kayıtlar

Ocak, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İzledim: Lupin

Resim
 Evet herkes önerdi, herkes bayıldı şimdi övme sırası bende! Tamam tamam beş milyon kez övmeyeceğim muhtemelen sosyal medyada yeterince övülmüş önerilmiştir. Ben de sosyal medyada övgüleri görüp bir izleyim bakalım diyerek izledim zaten.  Assane Diop babasını küçük yaşında kaybetti hem de çok kötü, kabullenmesi zor bir şekilde. Yanlarında çalıştıkları zengin ailenin çok kıymetli ve pahalı kolyesini çalmak ile suçlanan baba kendisini asarak hayatına son verince Assane hayatına tek başına devam etmek zorunda kaldığı için sosyal hizmete götürülüyor. Babasının hediye ettiği kitabı okuyup ondan bir şeyler öğrenen Assane büyüyüp evlenip çocuk sahibi olduktan bir süre sonra babasının suçlandığı kolyenin bulunup toplandığını ve açık artırma ile satılacağını duyduktan sonra olayın peşine düşmeye karar veriyor. Nerden çıktı bu kolye bu kadar sene sonra ? Babasının masum olduğuna olan inancını hem kendine hem herkese kanıtlama peşinde türlü türlü tehlikeler altında çeşitli olaylara karış...

İzledim: The Queen's Gambit

Resim
 Evetttt ben de izledim!  Öncelikle ön yargı ile başlamadım diyemem. Herkes önerdi, sizlerden de izleyip önerenlerin yazılarını okudum ve söylenildiği gibi iyi mi diye merakla başladım. Gayet iyi! Başrol oyuncusu, Anya Taylor-Joy 1996 doğumlu başarılı ve güzel, çok güzel. Dizinin konusuna gelecek olursak küçük yaşta babasız büyürken annesini trafik kazasında kaybeden Beth, kimsesizler yurduna yerleştirilir. Sessiz, içine kapanık, sivri ve farklı bir kız olarak karşımıza çıkıyor Beth. Bir gün derste kara tahta silgisinin tozunu aldırmaya gönderilince bodrum katta tek başına satranç oynayan hademeyi görüp bir kaç gün takip etmeye başlıyor. Sonrasında kendisine öğretmesini istediğinde ‘kızlar satranç oynamaz’ cevabı üzerine aklından oynamaya, gördüklerini kafasına canlandırmaya başlıyor. Tek başında öğrendiği kadarını anlattığında görevli şaşırıp oyunu öğretmeye başladığında aslında kendi başına çözdüğü kadarından etkilenip bir lise santranç klübünde kendisinden yaşça çok büyük o...

Okudum: Dönüşüm

Resim
 Yazar: Franz Kafka Bir günlük okunan kitaplardan kendisi. Verilen mesaj çok açık ama farklı bir tarz ile anlatılmış. Bana da kuzenim çok önerdiği için okudum ve okurken ‘Ben mi anlamıyorum, kitap mı değişik’ diye düşünmeden edemedim. Kitabı gözünde canlandırarak okuyanlardasınız siz de bir boşluğa düşebilirsiniz. Evet akıcı, açık ve anlaşılır buraya kadar kabul. Ama canlandırmaya çalışmayın olmuyor :) Hayal gücünüzü zorlayan bir benzetme çünkü. Düzenli bir işe sahip kahramanımız bir gün Kocaman bir böcek olarak uyandığını farkediyor. İşin güzel tarafı bunu yadırgamıyor olması :) ısrarla ayağa kalkmaya çalıştıkça düşüyor, kendisine zarar veriyor. Eve gelen patronu işe gelmediği için kendisini işten çıkarıyor, işsiz kalan arkadaşımız işsiz kaldığına üzülmeye ve evin maddi durumunu düşünmeye başlıyor. Burda patrona mı kızayım çalışana mı bilmiyorum. Bir süre sonra artık neden odadan çıkmadığını anlamayan aile odaya bir giriyor çocukları böcek şeklinde! Onu doktora götürmek yerine ond...

Kendime Sev Diyorum

Resim
 Çok Sevdik Belki ona göre az  Belki diğerine göre hiç  Ama içimizde çok sevdik! Belki görmediler  Belki bilmek bile istemediler  Ama biz çok sevdik! Bazen kapılar kapandı  Bazen hiç açılmadı pencereler  Ama biz çok sevdik  Sevmeyi bilmeyenler konuştu  Sevmeyi sorgulayanlar oldu  Ama biz hep çok sevdik... Hayatımızda olan her şeye olan sevgimiz çok kıymetli. Okuduklarımız, yaşadıklarımız, kendimizden verdiklerimiz kıymet bilinse de bilinmese de hep çok kıymetli. Yeri geliyor görülmüyor yeri geliyor duyulmuyor ama biz iyilikten hiç vazgeçmediğimiz zaman biz oluruz, kendimiz oluruz.  Kolay değil etraftakileri duymamak , görmemek ama aslında en büyük yetenek. Çünkü meşhur kaplumbağa hikayesindeki gibi, duymayan kendisini bir adım ileri atıyor. Tahammülümüz kalmadı evet ama biz kendimizi korudukça iyi oluruz... Duymayan dediğimde gereksiz konuşulanlar, haklı eleştiriye kapalı olmak kibirden gelir. Var olan eksikler düzelmiyorsa orda hat...

Bir Küçük İnsanlık Meselesi

Resim
 Konuya derininden giriş yapıyorum, insanlık.  Her gün sözlü sözsüz iletişimde bulunuyoruz bir çok canlıyla. Sadece insan değil canlılardan bahsediyorum. Kaldı ki insan insanı görmüyor o ayrı konu! Hareketlerimiz olsun mimiklerimiz olsun direkt insanlığımız ile ilgili.  Hele bir de pandemi var ki içler acısı halimiz. Düşünün ki asansör beklerken rahatsız ediliyoruz, otobüste rahatsız ediliyoruz. Rahatsız edilmek illa sözle, fiziken değil bakışla, mimikle diyorum. Biz birisi ile göz göze yan yana geldiğimiz an arada iletişim başlıyor. Sert sert bakmak yerine yumuşak bir bakışla karşılamak cebimizden bir şey eksiltmezken bizler genelde ters olmayı seçiyoruz, neden? Çünkü zamanla savunma mekanizmamız bu şekilde gelişiyor. Güler isek yüz vermiş oluyoruz düşüncesi bizi insanlıktan çıkarmaya başladı maalesef.  Aslında spesifik bir sorundan bahsetmek için yazmadım bu yazıyı sadece her gün gözlemlediğim şeyler beni rahatsız etmeye başladı, iç dökmek benimki. Geçenlerde otobü...

Okudum: Sırça Köşk

Resim
 Sabahattin Ali... Sabahattin Ali’yi okuyanlar için yoruma gerek yok bence. Onun anlatımını seven tam seviyor, alışkın olmayana ağır ve karışık geliyor ama kesinlikle okunması gereken bir yazar olduğunu söylemek bana düşmese de kesinlikle öyle. Sırça Köşk kitabını alırken bu kadar düz düşünen bir insan olduğumu bilmiyordum bu kitap sayesinde kızdığım şeyi kendi yaptığımı farkettim. Aşırı düz düşünmüşüm! Sırça Köşk son hikaye 4-5 sayfalık hem de. Aslında kitabın genelinde bahsedilen bir Köşk değil bunu belirtmem lazım :)  Kitap kısa hikayelerden oluşuyor hepsi de kıssadan hisse.. Bütün hikayeler birbirinden güzel ve anlamlı. Mesela bir hikayesinde köyde hamile olan doğumunda sıkıntı yaşayan ve şehre gittiğinde parası olmadığı için hastaneden çıkışı verilmeyen ve para bulamayan eşinin hastanede kalmasına göz yuman ve çaresiz kadının hastaneden kaçmasını anlatan bir hikaye var, içler acısı. Parası olmayan yaşamasın mı ? Parası olmayana yardım etmek bize yakışır mı ?  Böyle g...

Peşinden Koşacak Hayaller

 Bizi güçlü kılan en önemli sebeplerden biri hayallerimiz... Hayatta tutunacak, uğruna savaşacak bir hedef yoksa kendimizi enerjisiz, mutsuz ve yalnız hissediyorsunuz. Sanki her şey boş ve her şey ters gidiyormuşçasına. Evet bazen her şey ters de gidiyor zaten ama aslında içsel olarak kendimizde bulamadığımız güç sahip olmadığımız amaçtan kaynaklanıyor.  Yolun sonunda kazanacak bir şey olmadığında bizler kendimizi mutsuz hissedip yolumuzu şaşırıyoruz. Gün içerisinde yaşadığımız olaylar mutsuz olmamıza sebep oluyor bazen. Neden diyoruz neden benim istediğim gibi olmuyor, istediğim olmuyorsa ben neden çabalıyorum diyerek pes ediyoruz. Pes etmek çözüm mü ? Pes ettiğimizde bir yandan devam eden hayat, akan zaman bize iyi gelmiyor. Olaylar devam ediyor ve biz dahil olamıyoruz. Zaman zaman mutsuzluğa düşerim, hemen kendimi sahip olduklarımla telkin etmeye çalışırım. Çünkü negatife odaklanmak kolay ama var olanları düşünüp şükretmek zor geliyor aklımıza. İnsanız hepimiz aynı düşüncey...

Yazılı Olmayan Kurallar Listesi

Resim
 Evetttt hadi bildiğimiz kuralları yazalım! Bugün Ankara’ya kar yağdığında sosyal medyada gezerken fark ettim, bazı yazılı olmayan kurallar var ve çoğumuz bu kurallarla yaşıyoruz. Hadi aksini iddia edin !  Totemler de buna dahil olur mu bilmiyorum ama bir de totemlerimiz var. Ben Fenerbahçe’nin maçı varken asla kimseyle maç hakkında konuşmam, tartışmam, yorum yapmam ki benim totemim.  Mesela kar yağınca sosyal medya paylaşımı yapmak! Net yazısız kuraldır, aksini kabul edemem. Ben paylaştım mı hayır ? Ama genelde paylaşırım ben de! Seviyoruz böyle paylaşımları. Hatta paylaşamayan kalırsa yetiştiği yerden yakalayıp paylaşıyor ki eksik kalmasın. Eleştirmiyorum hemen kızılmasın, tespit benim ki. Deprem mi oldu hashtag deprem yazılıp paylaşılır. Bazıları bundan faydalanıp takipçi artırmaya çalışıyor o kısım ayrı. Deprem olmuş adam oraya beni takip et yazıyor vicdanlılıkta son nokta!  Teşekkür etmek! Mecbur olmadıkları bir şeyleri sizin için yapan insanlara teşekkür edin, ...

Okudum: Çevrimdışı Aşk

Resim
 Şebnem Burcuoğlu !  Şebnem Hanımın en sevdiğim kitabıyla geldim akşam akşam. Ağız tadıyla anlatmam lazım çünkü çok seviyorum bu kitabı ! Aman kafam dağılsın, ağır bir roman olmasın ama zamanımı da boşa harcamasın, hem kolay anlayım hem de beni biraz bulunduğum yerden alsın diyorsanız buyrunuz öneri gibi öneri ile geldim! Sahnelerin aranan ismi, kitaplıkların neşeli kitabı, gönüllerin şen kahkahası Çevrimdışı Aşk. Tamam bu kadar abartı yeterse konuya geçelim artık. Kahramanımız Kumru bizden biri! Direkt bizi yansıtmış diyorum çünkü patavatsız, sorgulayıcı, iş yerine ayak uydurmaya çalışan ve annesi ile arada kalan tatlı kızımız. Kurumsal hayatın kölesi olarak çıkıyor karşımıza, hem kölesi hem eleştirmeni!  Kurumsal hayatta çalışmaya çalışan, kendini işiyle tanımlayan, kendine ayıracak vakti olmayan Kumru işten çıkarıldıktan sonra anneannesini kaybediyor, her şey onun için üst üste gelmiş durumda ve her şeyin bittiğiniz düşündüğü noktada! Anneannesi miras olarak Datça’da b...

İnternetten Telefon Kazanmayan Kaldı mı ?

Resim
 Hala internetten telefon kazanmadınız mı ? O zaman bu yazıya gelin :)  Ben de hiç kazanamadım ama kazanmadım diyerek soru sorup bilene telefon veriyoruz diyen kanallara ayıp edemem! Seneler önce televizyonda bir yarışma sorusuna cevap vermek için telefonla bağlanmış babam, kazandınız dediklerinde o kadar sevinmiş ki ne yaptığını sorduğumda yarışma kazandığını kahkahalarla anlatmıştı. İkna edemedim yalan olduğuna, program bitince aradığı numarayı kendimden arayıp rast gele bir cevap verdim ve kazandınız dediklerini dinlettim de anca inandı yalan program olduğuna. Bir de hevesini kırdığım için bana kızdı :) yetişmesem ev adresini verecekmiş, kıymetlim... O sıralar bir de kargodan hıyar gelme olayları çok meşhurdu, gülmedik ama başımıza gelmesine çok az kalmıştı. Ne kadar bilirsen bil o an hipnoz oluyorsun be inanmak istediğin için kandırılıyorsun galiba. Yani yok yaaa bu kadar da olmaz buna mı inanılır dediğimiz şeye inanırken buluyoruz kendimizi :)  Tırnakçı diye bir kavr...

Okudum: Seni İçimden Terk Ediyorum

Resim
 Kahraman Tazeoğlu yazıp bitirsem yeterli olur bence! İki imza gününe katıldım bir seslendirme programına şahane bir insan. Kendi şiirlerini onun sesinden dinlemek öyle güzel bir keyif ki anlatamam. Kendisi de bir o kadar samimi, güzel insan.. Şiir yazan insanı da övmek saçma değil mi ? Övmek değil de tamamen kendi hislerimi paylaşmak istedim çünkü onun başarısı zaten ortada aslında. Hissettiklerini kalemin ucuna dökmek herkesin harcı değil hele böyle güzelini başarmak! Gün içersinde bir çok duygu bizi ele geçiriyor. Öfke, nefret, aşk, sevgi, neşe, korku, karamsarlık.. Bunu şiirle anlatıyor olmak bir ayrıcalık. Kimimiz kelimelere döküp yanımızdakine cümle kuramaz içimizde yaşarken kimimiz de şiirle, romanla anlatıyoruz işte.  Yazı yazmanın sihrini ortaya koyan nadir insanlardan Kahraman Bey. Bu kitabını duygularım çok yoğun olduğunda alır seçer kendime bir iki şiir armağan ederim. Öyle anlamlı öyle güzel şiirler var ki içinde, Ah be !  ‘Yitik Ne zaman içimden sana ait bir...

İzledim : Kod Adı U.N.C.L.E.

Resim
 Buna izlemeyin dersem ayıp olur!  Hızlı, heyecanlı, sürükleyici bir filmle geldimmmm. 2015 yapım aksiyon filmi diye geçiyor ve hakkını da veriyor. Bazı yerlerde ‘Aaa bu ne şimdi?’ dedirtiyor insana. En sevdiğim türlerden insanı meraklandırıp göz dolduruyor. İki farklı firma ajanı uluslararası bir suç örgütüne karşı beraber çalışmak zorunda kalıyor. İki güçlü ajan elemanı da birbirinden uyanık, birbirinden çevik ve zeki! Hem birbirlerini takip edip hem birlikte hareket ediyorlar. Aradıkları bilgilere ulaşmak için gösterdikleri çaba ve uyguladıkları adımlar birbirinden zekice. Aralarında babasını aradıkları için yanlarına aldıkları kadının onlardan uyanık çıkması şokundan bahsetmeden edemicem. Gördüğünüz en güzel araba tamircisi olabilir kendisi.  Dünyayı bir felaketten kurtarmak için çıktıları bu yolda zamanla yarışıyor olmaları işin en can alıcı kısmı zaten. Bu süreçte başlarına gelenler birbirlerini daha iyi anlamalarını sağlıyor. İnsanız neticede, birbirimizi anlamamız...

İzledim: Amelie

Resim
 Herkes o kadar övdü o kadar övdü ki merakla başladım filme. Ama.. Tamamen zevk meselesi ama ben şahsen abartıldığı kadar beğenmedim. Amelie çok tatlı bir kız, kabul! İyi niyetli, içe dönük, hayalperest. Anne sevgisinden yoksun büyümüş bir cafede çalışıyor babasından uzakta tek başına yaşıyor. Ara ara babasına ziyarete gitmeyi de atlamıyor. Etrafındaki insanların hayatına güzel dokunuşlar yapmayı seven Amelie çok eski bir eşya bulup onu yıllar önceki sahibine ulaştırmak için uğraşıyor ki eğer mutlu olursa insanlara iyilik yapmaya devam edecek. Kendisi ile böyle anlaştı.  O eşyanın sahibini ararken fotoğraf kulübesinde yırtılmış fotoğraf parçalarını toplayan bir adam görür ve ne yaptığını anlamaya çalışırken adamın çantası bir şekilde önünde düşer ve çantada birleştirilmiş fotoğraflar ve hikayelerini görür. Bu sefer de defterin sahibini aramaya başlar :)  Komşularıyla içli dışlı olmasada iyi anlaşıyor. Yaşlı komşusunun dertlerini dinliyor, yaşlı komşusuna arkadaşlık ediyor...

Çok Pozitif Bir Yıl Olmaya Başladı

 Siyasi olarak olsun efendim mutasyon olsun ortalık karıştı. Zaten ne zaman bir şey istesem tam tersi olur. Sizde de öyle mi ? Ne zaman istediğin bir şeyi dillendirsem kesinlikle o olmaz. Sağlık dedim, huzur dedim ya başladı terslikler. Gün geçmiyor ki stressiz bir gün olsun. Tamam 2022 gelebilir! Küçükken anneannem bizim yıldızımız düşük demişti, ne demek olduğunu yeni yeni anlıyor olmam üzücü. Mesela ne zaman iyi bir şey paylaşsam hopp üzüntülü bir şey olur! Bakıyorum herkes her adımını paylaşıyor, özenip ben de paylaşıyorum ve sonu pişmanlık... Yine aynısı oldu, güzel dilekler diledim ama hayırlısı :)  Güzel şeyler de oluyor bir yerlerde, hala içimizde iyi niyetli insanlar var ve onlar iyiki var haklarını yemeyelim.  Bizim sitenin yönetimi kedilerden nefret ediyor onu bu iyi insan listesine almıyorum. Hayvanları sevmeyen bizden değildir. Neymiş kediler başlarına belaymış, kedinin fikrini de alalım bu konuda. Onlar bize bayılıyor mu acaba ?  Kedi demişken kedisini ...

Oldu mu Böyle 2021 ?

 Böyle anlaşmamıştık !  Daha ilk günden mutasyon haberleri mi verilir? Hoş mu böyle ? Sağlık dedik mutluluk dedik huzur dedik ilk sıradan anlaşmayı bozdun.  Maskeler çıksın dedikçe artıyor maskeli günler. Aman aşı bulunsun artık rahat nefes alalım diyoruz hoppp virüs mutasyon geçirip ülkemizde de tespit ediliyor. Artık psikolojimiz ne kadarını kaldıracak bilmiyorum. Sosyal mesele tamam. Maske tamam.  Dezenfekte  tamam. Misafirlik devam ? Ben misafirliğe gitmeyim bana da gelmeyin sonuçta dışarı çıkıyoruz geliyoruz dedim diye akraba linçi yemiş insanım. Vay efendim eve onları istemiyormuşum. Tamam ama neden istemiyorum ? Sevdiğimden! Yoksa gel sarılalım taşıyıcıysam karışmam. Çevremizdekilere dikkat edelim dedikçe konuyu başka yerlere çekiyor olmaları artık bıktırdı. Eski günlere döndük de benim mi haberim yok ? Hala semptom taşımadığı için kendisini sağlıklı ilan eden insanlar çevremizde dolaşıyor. Bakıyım sen iyi gözüküyorsun ay çok özledim bi sarılayım ? Neden ...