Kayıtlar

Ocak, 2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Okudum: Bir Psikiyatristin Gizli Defteri

Resim
 Ben geldiiim. Blog yazılarımı okuyanlar bilir, bilmeyenler için belirteyim ben Gülseren Budayıcıoğlu'nun tüm kitaplarını severek okuyan birisi olarak 'acaba' ile başlayıp 'keşke bitmeseydi' diye bitirdiğim bir kitap oldu. Sürekli kitaba bakıp bakıp bırakıyordum. Şüpheliydim, ön yargılıydım ve sevmemekten korkuyordum. Ben sevmeyeceğim bir kitaba başlamaktan çok korkuyorum. Çünkü kitap yarım bırakamama huyum var. Zorla okuyup bitiriyorum sevmesem de maalesef. Sevmediğin kitabı okumak sevmediğin yemeği yemek gibi. Belki daha da zor, süreç daha uzun çünkü. Neyse ilgili kitaba başladım ve başladığım anda seveceğimi anladım. Gülseren Budayıcıoğlu'nun tarzından farklı olarak o konuları parça parça karışık ele alırken Gary konu konu ele almış. Bir hastanın hikayesini tek seferde anlatmış. Hangisi daha iyi diye sorarsanız bana ikisi de güzel geldi. İki şekilde de severek okudum. Çok dağılmayım derseniz Gary'i sizi mutlu edebilir. Kariyerinin en başından, gelişim aşa...

İzledim: Enola Holmes 2

Resim
 Ben geldiiiim.  Birincisinden sonra ne kadar iyi geldi bu seri anlatamam. Ama anlatmaya çalışmaya geldim. Birincisini Sherlock serisinden sonra izlediğim için sanırım, biraz basit gelmişti. Bu film daha izlenebilir ve şaşırtıcı ele alınmış.  Henry Cavill oyunculuğu işin içine girince seyretmesi çok keyifli oluyor, profesyonellik deseniz var. Oyuncu seçimi genel olarak çok tatlı. Konu dediğim gibi şaşırtıcı, tahminlerinizi ters köşeye çeviriyor ki bu heyecan zaten izlettiriyor.  Abisinin yolundan gidip Enola’nın kendisine dedektiflik bürosu açmasıyla başlayan film büronun iş yapmaması ile devam ediyor. En sevdiğim detay iş yapamamasının nedeni olarak yaşı, cinsiyeti, tecrübesi bahane edilmesi. Çünkü günlük hayatımızda da birbirimize böyle yaklaşıyoruz. Küçüksün anlamazsın, kadınsın yapamazsın, tecrüben yok anlamazsın gibi gibi eleştirel bakış açısı. Halbuki kadınlar her şeyin en güzelini yapar, küçükler daha geniş ve yeni bakış açısına sahiptir, sen iş vermeden tecrü...

İzledim: Wednesday

Resim
 Çok direndim ama yine de izledim :) En son ben izlemiş olabilirim o yüzden spoiler derdi de yok. Ama yine de konudan bahsetmem bilirsiniz. Herkes o kadar izledi ve anlattı üzerine de paylaştı ki izlemek istemedim nedense. Erteledim sürekli ama işte buradayız;  izledim: Wednesday. Öncelikle en son söyleyeceğim şeyi en başta söyleyerek başlayalım; sevdim. Oyuncular çok tatlı, birbirine uyumlu, sempatik seçilmişler. Wednesday karakterinin ciddiyeti gözüme batmadı, hatta insanları umursamıyor oluşuna imrendim diyebilirim. Oda arkadaşı bir o kadar insancıl ve tatlı Enid.  Farklılıklarımıza rağmen buluştuğumuz ortak noktaların olması ne güzel ele alınmış değil mi ? Mesela ana karakterin ciddiyetinin aksine pamuk kalpli oda arkadaşı. Oda arkadaşının onu biraz da olsa normalleşmeye alıştırıyor olması; güzel hissettiriyor.  Babasının takip için bıraktığı Şey ile anlaşıp onu kendine yol arkadaşı seçmesi ve kimseden yardım almayan biri olduğunu söylerken bunun aksine sırf...

Doğayı Sevdiğimiz Kadar Koruyor Muyuz ?

Resim
 Doğayı hepimiz çok sevmiyor muyuz ? Bahar gelsin çimlere oturalım, dışarı çıkıp sohbet eşliğinde yürüyüş yapalım, dışarıda spor yapalım... Doğada olmayı bir şekilde bir yerden seviyoruz. Seviyoruz ama doğa için ne yapıyoruz ? Doğa için çal demiyorum, hayır. Doğayı koruyor muyuz ? Doğanın sağlığını düşünüyor ve ona göre adımlar atıyor muyuz ? Doğayı düşünüyor muyuz ? Ne çok soru sordum, farkındayım. Ne demek istiyorum peki ? Bir keresinde çekirdek çitleyerek deniz kenarına yürüyoruz, o zamanlar Didim'deyiz, çekirdek kabuklarını insanlığımız gereği elimizde tutup ilk gördüğümüz çöpe attığımızda arkamızdan gelen birileri bize teşekkür etti. Ne olduğunu anlamadım ve sordum neden teşekkür ettiğini. 'Çöpü diyorum yere atmadığınız için teşekkür ederim.' Evet o an bana da çok tatlı bir hareket gibi geldi bu teşekkür ama beş dakika içerisinde sinirlendim. Koç burcuyum ya ondan :) Cidden sinirlendim, neden mi ? Çünkü doğa senin olduğu kadar benim, benim olduğu kadar da onun. Neden b...

İzledim: Bir Şans Daha

Resim
 2019 yapım. 1 saat 43 dk. Romantik/ Komedi Sosyal medyada gezerken kısa bir parçasını görüp izlemeye karar verdiğim filmi az önce izledik. Hissettirdikleri geçmeden de yazmak istedim, ertelemeden. Malumunuz konuya girmeyeceğim ama şekil olarak tarif edip gideceğim. Öncelikle Emilia Clarke hayranı olarak onun varlığı ile izlemek istediğimi açıklamak isterim. İzlediğim minik bölümde esas oğlan 'telefondan kurtul' dediği için içinde bulunduğum psikolojiye uygun olduğunu düşündüm. Evet filmin ilk yarım saati 'noluyoo ya' dedirtti. Genelde tahmin edilebilir konu basit şekilde ele alınır kafa dağıtsın yeter mantığı ile ama bu öyle değil, güzel kısmı da tahminleriniz dışı bir konu çıkması zaten. İlk yarım saat üzülmeye başladım, sorguladım ve sıkılacağımızı düşündüm ama bir anda öyle bir döndü ki ters köşe! Romantik komedi gibi romantik komedi. Arkadaşlar şöyle söyleyeyim romantik komedi seven birisi olarak bu şekilde romantik komediye ilk defa denk geldim. Henry Golding'...

İzledim 2 film: Kal ve Özel Ders

Resim
İki filmi tek seferde yazmam sorun olur mu ? Bence olmamalı. Çünkü neden sorun olsun ? Gergin mi başladık ? Hayır, gergin değiliz. Koç burcuyuz diye gerginiz sanıyorlar, öyle miyiz :) Bu başka konuya girer demeyin şimdi ne olur birkaç şey konuşsak? Tamam burcumuzu sonra konuşalım ama lütfen 'Koç burcusun diye gerginsin sanıyorlar' dedirtmeyin. Nedir yani yükselenim de boğa ise! Evet maalesef biraz gergin bir grupta toplanmışım. Ben gergin olduğumu sonradan öğrendim, belki de sonradan gergin oldum. E malum, her geçen gün stres yükleniyoruz demiştik bir önceki yazının sonunda. Okumanız için nerde olduğunu belirttim farkettiyseniz. Aferim bana.  Nasıl başladım ne anlatıyorum, çok haklısınız. Konuya girişi uzattım çünkü aşırı sevdiğim şeylerden bahsetmeyeceğim. Öncelikle izledim: Kal Oyuncular çok tatlı, çok yetenekli evet. Ekrana yakıştırdığım, izlemekten keyif aldığım isimler ki zaten onları merakımdan izledim. Ama çok da sevdim diyemeyeceğim. Konusu sonunda çok derinleşmiş ama o...

Okudum: Kendin Olmanın Dayanılmaz Hafifliği

Resim
Ferhat Jak İçöz 9. Baskı Uzun aradan sonra -ki çok da uzun değil sanırım- çok iyi geldi. Kişisel gelişim kitaplarını okumayı seviyorum. Ama böyle ağır ağır psikoloji kokan, terimlerin sık kullanıldığı kitaplardan bahsetmiyorum. Onları okumakta zorlanıyorum, anlamaya öğrenmeye çalışırken konudan, anlatılmaya çalışılan konudan uzaklaşıyorum. Daha romanlaştırılmış veya daha basite indirgenerek örneklerle anlatılmış olanı okumayı daha çok seviyorum. Bu kitap da basite indirgenerek varoluşçuluk felsefesi üzerine kısa kısa konular ele alınarak anlatılmış. Açık, anlaşılır, sade bir dille yazılmış. Su gibi aktı gitti kitap. Bazı noktaları özellikle çok iyi geldi. Mesela kaygı üzerine; kaygı ömür boyu sürer kaygı ile yaşamayı öğrenin demiş. Kaygı biterse ömür bitmiş demektir diye anlatıyor. Zamanımızın çoğu stresli geçtiği için bu kısım özellikle dikkatimi çekti. Okuduğum kitapların konusunun içeriğinden çok bahsetmem aslında ama örnek vermek istedim ki benim gibi keyifle okuyan, faydalanmak is...

İzledim: Emily in Paris

Resim
 Biraz da Emily konuşalım. Emily in Paris tatlı bir dizi. İzletiyor kendisini ama bazen 'neden ?' diye sordurmuyor diyemem. Neyse 3. sezondan bahsetmek isterim. Güzel. Güzel deyip bitirsem ya yazıyı:) Her neyse Emily enerjisi yüksek, tatlı, başarılı iş kolik kızımız bazen iyi kalpliliği abartıyor bu sezon ama yine de iyilik iyilikle karşılık buluyor. Dizinin en sevdiğim yanı da bu, iyiliğin karşılık bulması. Bazen Emily o kadar başarılı oluyor ki iş arkadaşlarını kıskandıracak kadar!  Güzel projeler, alınamayacak işler, dönülemeyen yollar, yarım kalan aşklar. Aşk demişken Alfie çok iyi değil mi ? Zeki, esprili, çalışkan ve aşık. Ben Alfie'ciyim arkadaşlar. Gabriel için yorum bile yapmak istemiyorum. Son bölüm de sinirlerimi bozdu zaten. Yok spoiler yok ama yani neyse :) İzleyin de konuşalım rahat rahat. Emily ile Mindy çok tatlı değil mi ? Çok güzel dostlukları var, bozmasalar bari.  Sağlıkla...

İzledim: Andır

Resim
 Herkes bu diziyi izlemez, biliyorum. Ama izleyenler olarak toplansak ?  Ben çok sevdim diziyi. Sürükleyici ve merak uyandırıcı. Mantık çerçevesinde her şey. İlk başladığında, ilk bölümlerde bir kararsız kaldım. Ne oluyor şimdi ? diye ama bir kaç bölüm sonunda kafamda oturdu her şey. Karakterler şahane. Karakterlerin anlatımı, ele aldıkları konu çok iyiydi. Merakla ikinci sezonu bekliyorum ama bilin bakalım ne olacak ? Uzun süre bekletecekler ikinci sezon için. Bu yazı vesilesi ile bir kaç sitemimi paylaşmak isterim. Benim en en en sevdiğim film Star Wars. Bu film ile ilgili maalesef lisanslı hiç bir şey yok diyebilirim. Bardak yok, anahtarlık yok, telefon kılıfı yok. Her yer neden Harry Potter -ki Harry Potter severim.  Konu Star Wars olunca o kadar az ki hakkında paylaşılanlar. Disney'in gelişine sırf bu diziler için çok sevindik. Sayesinde şahane diziler izledik, izleyeceğiz sanırım. Andır da o dizilerden biri. Eğer siz de bu hikayeyi seviyorsanız izlemişsinizdir ya da...

Okudum: Emma

Resim
 Kafan o kadar dolu ki bu aralar, bir kitap ne kadar uzun sürede okunursa o kadar uzun sürede okudum sanırım. Kitaba adapte olmam maalesef uzun sürdü. Güzel mi ? Güzel. Şöyle güzel böyle şahane diyemiyorum. Kitabın son 100 sayfasında işlenen konuya daha çok yer verilebilirdi. Tam heyecan geldi kitap bitti. Emma'cığım tatlısın, zekisin, olgunsun, en önemlisi hatalarından ders alıyorsun birçoğumuzda olmayan bir cesaretle. Çok sevdim seni. Beni üzen sen değilsin senin konuna çok geç girilmiş olması. En heyecanlı, en güzel konu 500 sayfalık kitabın son 100 sayfasına sıkıştırılmış, çok üzdü. Kitabın il k sayfalarında kim  ne demiş, ne düşünmüş, kimden hoşlanmış uzun uzun anlatmışlar. Tamam anlıyorum verilmek istenen bir mesaj var; çok da anlamlı. Sadece Emma'nın özel hayatının, duygusal yapısının, bakış açısının bu kadar üstten anlatılması bana garip geldi. Çok sevilen bir kitap biliyorum, ben de sevdim ama maalesef konuya adapte olmam biraz uzun sürdü. Stresli bir dönemde olmamın ...