Sevmek ile onaylamak aynı şey mi?
Onay alınmadığında sevilmemiş mi oluyoruz?
Uzun süredir kendi içimde bu sorunun cevabini arıyorum. Çocukluğumdan beri birilerine kendimi onaylatma ihtiyacı duyduğumu fark ettim. Yakın arkadaşlarımın sevdiği biri olmak icin, ailemin beni sevmesi için, iş ortamında kabul görmek icin… Oysa sevildiğimi biliyorum. Ama kafamın içindeki ses buna kolay kolay inanmıyor.
Sevilmek için uyum sağladım. Uyum sağladıkça kendimden uzaklaştım. Gün sonunda fark ettim ki insanların istediği gibi olmaya çalışırken, ben olma halimi geriye atmışım.
Ben, ben olarak sevilmeyeceğimi neden düşündüm? Herkese göre davranmaya nasıl karar verdim? O kırılma noktasını hala tam olarak bulabilmiş değilim. Ama şunu biliyorum; bu komik değil, hafife alınacak bir mesele hiç değil. İnsan bazen kendi kafasının içinde büyük hikayeler yazıyor ve onlara inanıyor.
Üniversitede bir arkadaşım bana “herkes seni sevmek zorunda değil” demişti. O zamanlar bunu kabul edememiştim. Hatta herkesin içinde bir iyi olduğunu söyleyerek konuyu kapatmıştım. Şimdi geriye dönüp bakınca anlıyorum ki mesele bu değilmiş. Mesele herkesin iyi olması değil, benim herkes tarafından sevilmek istememmiş.
Zamanla kendi sevdiklerimi, kendi isteklerimi geriye attığımı fark ettim. Kendime sorduğum en önemli soru şu oldu: Ben ne seviyorum? Ne istiyorum?
Belki geç kalınmış bir soru değil, zamanı yeni gelmiş bir soruydu. Artık hayır demeye başladım. “Yorgunum, bugün gelemem” diyebilmenin ne kadar kıymetli olduğunu öğrendim.
Anladım ki birileri bizi sevsin diye onların iyi tanımına uymak zorunda değiliz. Sevgi onayla artan bir duygu değil. Onaylanmazsak yok olmuyoruz. Sadece fikrimiz oluyor. Hatta saygı tam da buradan gelmiyor mu? Fikrin, sınırın, tercihin varsa sabit bir yerin olur. Ama onaylanmak uğruna sürekli değişirsen, ne kendine ne başkasına tutunabilirsin.
Onaylanmak kötü bir şey değil. Ama kendi içinden gelenle onaylanmak başka bir şey. Ve ben artık sevilmek için değil, kendim olmak için varım.
0 yorum