Kayıtlar

Şubat, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Onaylanmak ile Sevilmek Aynı Şey Değil

Resim
  Sevmek ile onaylamak aynı şey mi? Onay alınmadığında sevilmemiş mi oluyoruz? Uzun süredir kendi içimde bu sorunun cevabini arıyorum. Çocukluğumdan beri birilerine kendimi onaylatma ihtiyacı duyduğumu fark ettim. Yakın arkadaşlarımın sevdiği biri olmak icin, ailemin beni sevmesi için, iş  ortamında kabul görmek icin… Oysa sevildiğimi biliyorum. Ama kafamın içindeki ses buna kolay kolay inanmıyor. Sevilmek için uyum sağladım. Uyum sağladıkça kendimden uzaklaştım. Gün sonunda fark ettim ki insanların istediği gibi olmaya çalışırken, ben olma halimi geriye atmışım. Ben, ben olarak sevilmeyeceğimi neden düşündüm? Herkese göre davranmaya nasıl karar verdim? O kırılma noktasını hala tam olarak bulabilmiş değilim. Ama şunu biliyorum; bu komik değil, hafife alınacak bir mesele hiç değil. İnsan bazen kendi kafasının içinde büyük hikayeler yazıyor ve onlara inanıyor. Üniversitede bir arkadaşım bana “herkes seni sevmek zorunda değil” demişti. O zamanlar bunu kabul edememiştim. ...

Güçlü Kadın Olmak da Güç İstiyor

Resim
  Güçlü kadın olalım, olmasına da… O da güç istiyor. Birden fazla statüyü aynı profesyonellikte yönetmek o kadar da kolay değil. İyi bir anne, iyi bir eş, iyi bir evlat, iyi bir yönetici, iyi bir çalışan, iyi bir arkadaş… Evde sorumlulukların var, iş yerinde de var, özel hayatında da. İş yerinde gerildin mi? Onu kapıda bırakıp eve girmen gerekiyor. Evde üzüldün mü? Uykusuz da olsan iş yerinde belli etmemen gerekiyor. Sürekli kendini sıfırlamak… Belki hastasın ama sorumluluk devam ediyor. Belki birine kırıldın ama diğerlerine yansıtamazsın. Belki kimseye değil, sadece kendine kızdın. Belki tükendin. Belki sadece durmak istiyorsun. Ama durmadan önce yapılacaklar listesini bitirmen gerekiyor. Bazen tek molan uykundan çaldığın o saat oluyor. Kendine vakit ayırmak ise çoğu zaman listenin en sonuna bile yazılmıyor. Elbette şükür ettiğimiz çok şey var. Ama sahip olduklarımız, güçlü olmanın zor olduğunu değiştirmiyor. “Güçlü olayım derken pehlivan oldum” diyoruz g...

Her Gün Seviyoruz Ama…

  Sevgililer Günü mü, Sevgi Günü mü? Bir gün mü, her gün mü? Önceden çok önemsemediğime kendimi inandırmaya çalışsam da aslında önemsediğim bir gün bu. Çünkü ben özel günleri seven biriyim. Doğum günlerini de, sevgililer gününü de. Evet, her gün seviyoruz. Ama her gün neden sevdiğimizi söylemiyoruz. Günün akışında “seni seviyorum” cümlesinin altını doldurmak çoğu zaman aklımıza gelmiyor. Konfor alanımızda kalıyoruz, rutine teslim oluyoruz. Oysa güzel cümleler duymak da kurmak da iyi geliyor insana. Hissettiklerimizi tarif etmeye çalışmak bir lüks değil, ihtiyaç. Özel günlerde biraz daha özenli kurulan, biraz daha süslenmiş cümleler hepimize iyi geliyor. Çiçek, çikolata, küçük bir hediye… Belki bir yemek yapmak, belki yeni bir tatlı denemek. Ya da sadece oturup gerçekten sohbet etmek. Hepsi olur. Yeter ki bir yol seçilsin. Büyük hediyeler beklenti yaratabilir ama küçük ve naif ifadeler daha içtendir. “Önemsemiyorum” diyen de, önemseyen de aslında mutlu olur. Kadın da er...

Evden Çalışırken İşten Nasıl Uzaklaşılır?

Resim
  Evden çalışanları konuşmadan “işten nasıl uzaklaşılır?” demek eksik kalıyor. Çünkü uzaktan çalışma, dışarıdan göründüğü kadar rahat değil. Birçoğumuz onlara imreniyoruz. Trafik yok, ofis yok, istediğin ortamda çalışma özgürlüğü var. Peki gerçekten o kadar kolay mı? Her zaman değil. Ofiste çalışan biri için sınır nettir: Kapıdan çıkarsın ve mesai biter. Ama evden çalışırken o sınır kaybolur. İş, evin içine sızar. Bu yüzden en temel kural şu: Beyne net sınırlar koymak. Her gün aynı saatte, aynı yerde, mümkünse bir masada çalışmak gerekir. Çünkü beyin mekanları kodlar. Bugün koltukta, yarın yatakta, ertesi gün mutfakta çalışırsan; bir süre sonra evin her köşesi “iş” anlamına gelmeye başlar. Dinlenemezsin. Ama tek bir alan seçersen, oradan kalktığında gerçekten “mesai bitti” diyebilirsin. Küçük ama etkili detaylar: Ev kıyafetini değiştir Aynı saatte başla Çalışma alanını göz önünden uzak tut Bilgisayarı gördükçe beyin çalışmaya devam etmek ister. O yü...

Bugün Atamın Yanındaydım

Resim
  Üzerine yorum yapmanın kimsenin haddine olmadığı, ama insana içindekileri anlatma isteği uyandıran o güzel yere sonunda gittim: Anıtkabir. Yıllardır Ankara’dayım. Yıllarca da düzenli olarak gelirdim bu şehre. Ama gitmek bugüne kısmetmiş. Geç kaldım diye kendime çok kızdım; bir yandan da tarif etmesi zor, yoğun duygular yaşadım. Ankara’ya taşınmadan önce her sene akraba ziyaretine gelirdim. Bir keresinde kuzenim akşam saatinde götürmüştü ama müzeler kapalıydı. Hiçbir şeyi doğru düzgün göremediğim için kendimi gitmiş saymadım. Taşınalı ise 10 yıl oldu. Özel günlerde kalabalık olur diye, sakin bir zamanda uzun uzun gezeyim diye hep erteledim. Bugüne kadar… Aslanlı Yol’un hikâyesini bilerek gittim. Hâlâ bilmeyenler varsa; saygıyla başını eğerek yürümen için tasarlanmış, parçalı taşlardan oluşan o meşhur yol… Her adımda ister istemez ağırlaşıyor insan. Nöbet değişimine denk gelmezseniz, bekleyin. O disiplin ve saygıyı görmek gerçekten çok etkileyici. Atamın huzuruna çıkmak i...