Hediye Kültürümüz: Borcam
“Borcam alma, herkes birbirine borcam alıyor zaten” dememiş miydiniz? Bana borcam aldırmayanlar bir toplanabilir mi?
Ben, borcamsız kalan ve sonunda gidip kendine borcam almak zorunda kalan biri olarak sesleniyorum:
Birbirine borcam alanlar bana neden almadılar?
Her şeyi geçtim, neden birbirimize borcam alıyoruz?
Borcam.
Hediye seçimlerinde şahane olduğumuzu düşünmüyorum. Bu konuda beni aydınlatan da annem oldu.
Bir gün şöyle dedi:
“Sen bana hediye almamışsın ki, mutfağa hediye almışsın.”
Borcam almamıştım!
Tatlı, göbekli bir tuzluk almıştım. Tartışmaya kapalı.
Ama annemin bu cümlesi üzerine düşündüm ve mantıklı geldi.
Hediye almak gerçekten çok zor değil mi?
Bir sürü kriter var:
cinsiyet, samimiyet derecesi, ilişkinin türü…
Bir de zamanlama var:
doğum günü mü, tebrik mi, içimden geldi mi, özür mü…
Samimi olduğun kişilerde iş kolaydır; artık tanırsın, bilirsin.
Ama samimi olmadığın halde hediye almak zorunda kaldığın durumlar gerçekten zor.
Kalem mi alsak?
Çiçek mi göndersek?
Ama çiçeğin türü de mesele.
Pasta mı yeterli olur?
Kupa mı alsak?
Kupa genelde kurtarıcıdır.
Bana bir kere kurutmalık alındı.
Cümle bu kadar.
Samimiyet derecesini anlatmama gerek var mı bilmiyorum ama ben annem gibi tepki vermedim; gayet hoşuma gitmişti.
İş arkadaşına hediye almak zor, bunda hemfikiriz.
Ama anneye hediye almanın neden bu kadar zor olduğu konusunda da neden hemfikiriz?
Her aldığını —kendi aldıkları da dahil— değiştiren anneme bir şey almak gerçekten yıpratıcı.
Bir şey alırken artık mağazaya özellikle söylüyorum:
“Annem gelecektir.”
Henüz değiştirmediği bir şey olmadı.
Mutfak için eşya alsan mutfağa gider.
Ev hediyesi alsan eve gider.
Kıyafet alsan beğenmeme ihtimali çok yüksek.
Çiçek alsan:
“Neden çiçek aldın?”
Peki biz ne alacağız?
Borcam.
Bu arada son olarak şunu da araştırdım:
Borcam ismi 1968 yılında kullanılmaya başlanmış.
Hatta yapılan bir deneye göre hediye edilen borcamlar evden eve dolaşmasıyla ünlüymüş.
İnanır mısınız, bir tek benim evi gezmedi bu borcam.

Yorumlar
Yorum Gönder