Yılların Tecrübesi mi, Yıllarca Tekrarlanan Hata mı?
Bir işi ya da bir şeyi çok fazla yaptığımızda mı tecrübeli oluyoruz?
Daha doğrusu, çok yapıp tecrübeli olduğumuzu düşündüğümüz konunun gerçekten iyisi miyiz?
Bazen ben de dahil olmak üzere sohbet sırasında insanlar yaptıkları işte kaçıncı senelerinde olduklarını belirtirler. Belki güvenilirlik sağlamak, belki bilgilerini ortaya koymak, belki de deneyimlerini karşı tarafa göstermek isterler.
Peki, bir işi beş senedir yapıyor olmak o işte iyi olmak için yeterli mi?
Ben öyle düşünmüyorum.
Bir işte iyi olmak; öğrenmeye açık olmak, iş ahlakına sahip olmak, eksik kaldığın konuların üzerine gitmek ve elbette o işi belli bir süredir yapıyor olmakla ilgili. Mesele yalnızca geçen yıllar değil, o yıllarda ne yaptığımız.
Çok dayak yiyen birine dayak yeme konusunda usta diyebiliriz. :) Ama bu, iyi dayak attığı anlamına gelmez.
Yıllardır kahve yapan biri kahve konusunda iyi olabilir. Ama yalnızca yaptığı kahve konusunda… O da kahveyi doğru yapmayı öğrendiyse.
Peki, bir işi yanlış öğrenip yıllarca aynı şekilde yaparsak ne olur? Yıllar geçmiştir, deneyim birikmiştir. Ama gerçekten gelişmiş miyizdir?
Bir keresinde benden bir rapor hazırlamam istendi. Ancak rapora nereden ulaşacağımı bilmiyordum.
Önce birlikte çalıştığım, benden daha uzun süredir bu işi yapan arkadaşıma sordum. O da bilmiyordu. Aynı işi yapan, çevremde tanıdığım birkaç kişiye ulaştım. Onlar da konuyu duymamıştı. Merkezden bilgi almaya çalıştım ama kimse tam olarak tarif edemedi.
Ben de oturup ilgili eğitimi dinledim ve raporu kendim buldum.
Raporu hazırlayıp sundum ama içime tam olarak sinmedi. Doğru raporu bulduğumdan emin olmak istiyordum. Geri dönüp test ettim, doğruluğunu kontrol ettim ve emin olduktan sonra teslim ettim.
O raporla ilgili daha sonra birçok kişi beni arayıp soru sordu.
Ama benim kazancım yalnızca o raporu bulmak değildi. Bilmediğim bir konuda nereden başlayacağımı, nasıl araştıracağımı ve bulduğum bilginin doğruluğunu nasıl kontrol edeceğimi de öğrenmiştim.
O gün çok zaman harcamıştım ama raporu bulduğumda kendime güvenim yerine gelmişti. Çünkü artık yalnızca bir rapora ulaşmamış, bilmediğim konularda da kendi yolumu bulabileceğimi görmüştüm.
Sonrasında bu yöntem başka konularda da işime yaradı.
İşte bence tecrübe biraz da burada başlıyor.
Bir şeyi yıllardır yapıyor olmakla, o şeyi yaparken kendini geliştirmek aynı şey değil. Bilmediğin bir konunun üzerine gitmek, gerektiğinde başkasına danışmak, araştırmak ve öğrendiğini sorgulamak da tecrübenin bir parçası.
Üstelik öğrenmek için her şeyi bizzat yaşamak zorunda da değiliz. Başkalarının deneyimlerinden, hatalarından ve gözlemlerinden de yararlanabiliriz. Herkesin aynı duvara çarpmasına gerek yok. Senin de dayak yemen şart değil sanki. :)
Yaşadıklarımız kadar, yaşadıklarımızı nasıl değerlendirdiğimiz de önemli. Çünkü tecrübe yalnızca başımızdan geçenler değil, başımızdan geçenlerden geriye ne aldığımızdır.
Peki, saygı neden duyulur?
Bence yalnızca tecrübeye değil, bilgiyle, öğrenmeyle ve doğru değerlendirmeyle beslenen tecrübeye duyulur. Öğrenmeye kapalı birinin yalnızca yıllarını öne sürerek saygı beklemesi, dayak yeme konusunda ustalaşan birinin kendini dövüş ustası sanmasına benzer.
Bir musibet bin nasihatten iyidir, derler.
Gerçekten öyle midir?
Belki yaşadıklarımız bizi daha çok etkiler. Ama yaşadığımız her şey bize doğruyu öğretmez. Bazen aynı hatayı yıllarca tekrar eder, buna da tecrübe deriz.
Asıl mesele kaç yıl çalıştığımız değil, çalıştığımız yıllar boyunca ne öğrendiğimizdir.

Yorumlar
Yorum Gönder