Kayıtlar

2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Mutlu Bayramlar

Resim
  Sağlıklı ve mutlu bayramlar. Ben küçükken gurbette yaşadığımız için bayramlar çok kısa sürerdi. Sabah aile büyükleriyle telefonda bayramlaşma, varsa mahalledeki büyükleri ziyaret… ve kapanış. O zamanlar hep özenirdim: Akrabalarımla aynı şehirde yaşasak, bayramlar ne güzel olurdu diye. Şimdi aynı şehirdeyim. Ama dönüp baktığımda en güzel bayramlar, o zamanlarmış. Öğleden sonra balık tutmaya gittiğimiz bayramlar. İnsanın en kıymetli şeyin sağlık olduğunu anlaması için illa birilerini kaybetmesi gerekmese keşke. Çünkü bunu yaşamayan birine “şükret, sağlıklısınız” demek yeterli olmuyor. Bu duygu anlatılmıyor, hissediliyor. “Bu bayram gelmediler…” “Bu bayram gezmeye gittiler…” “Bu bayram çalışıyorlar…” Hepsi birbirinden geçerli sebepler. Yeter ki telefonun ucunda olsunlar. Sevdiklerimize sitem etmeden önce varlıklarına şükretmek ne kadar kıymetli. Bunu söyleyince insan kendini biraz “sıkıcı” hissediyor. Çünkü çoğu zaman insanlar yaşamadığı duyguyla empati ...

“Ektedir” Dedikten Sonra Eki Unutmak

Resim
  Tam bir “eyvah eyvah” anı: Boş mail. Daha doğrusu, “ektedir” yazıp eki eklemeden gönderilen o mail. “Gönderilen” dedim ama aslında öyle değil. Çünkü neden biz boş mail gönderelim? Kendisi gitmiştir o. Hepimiz bu duruma gülen, şakasını yapan insanlarız. Ama ilginç olan şu: Hepimiz aynı hatayı bir gün yapıyoruz. Aynı seviyede olduğumuz ya da rahat iletişim kurduğumuz kişilerde sorun yok. Ama üstlere gönderildiğinde… İşte o zaman gerçekten eyvah eyvah. Arayıp açıklayamazsın. Mesaj atıp anlatamazsın. Mecburen ikinci bir mail atılır. İkinci maili attıktan sonra ise zihnin kendi kendine çalışmaya başlar: “Şimdi benim hakkımda ne düşündü?” “Kesin dikkat etmediğimi düşündü.” “Belki de çoktan fark etti…” Belki de hiç fark etmedi. Belki de ilk maili bile okumadı. Ama bunu kendine anlatmak kolay değil. Hele ki daha önce boş maillerle ne kadar dalga geçtiğini hatırlıyorsan… Eğer fark edersen hızlıca geri alırsın. Ama ya fark etmediysen? Ve sana sadece şu...

Hediye Kültürümüz: Borcam

Resim
  “Borcam alma, herkes birbirine borcam alıyor zaten” dememiş miydiniz? Bana borcam aldırmayanlar bir toplanabilir mi? Ben, borcamsız kalan ve sonunda gidip kendine borcam almak zorunda kalan biri olarak sesleniyorum: Birbirine borcam alanlar bana neden almadılar? Her şeyi geçtim, neden birbirimize borcam alıyoruz? Borcam. Hediye seçimlerinde şahane olduğumuzu düşünmüyorum. Bu konuda beni aydınlatan da annem oldu. Bir gün şöyle dedi: “Sen bana hediye almamışsın ki, mutfağa hediye almışsın.” Borcam almamıştım! Tatlı, göbekli bir tuzluk almıştım. Tartışmaya kapalı. Ama annemin bu cümlesi üzerine düşündüm ve mantıklı geldi. Hediye almak gerçekten çok zor değil mi? Bir sürü kriter var: cinsiyet, samimiyet derecesi, ilişkinin türü… Bir de zamanlama var: doğum günü mü, tebrik mi, içimden geldi mi, özür mü… Samimi olduğun kişilerde iş kolaydır; artık tanırsın, bilirsin. Ama samimi olmadığın halde hediye almak zorunda kaldığın durumlar gerçekten zor. Kalem m...