Kayıtlar

Müsait Misiniz ?

Resim
  Müsait misiniz? İnsanı strese sokan en kısa giriş cümlelerinden biri değil mi? Müsait misiniz? Neden? Ne için? Bir şey mi soracaksın, bir şey mi anlatacaksın, bir şey mi isteyeceksin? Konuya direkt girsen daha iyi olmaz mı? Neye müsait olduğumu bilmiyorum. Gün içinde zaten yeterince stres var. Bir de aradan biri gelip bu soruyu sorunca ekstra bir gerginlik ekleniyor. “Müsait misiniz?” Devamını tahmin edemezsin. Bilinmezlik de insanı geriyor. Belki müsaittim. Ama o sorudan sonra emin olamadım müsait miyim :) Bu yüzden genelde şöyle cevap veriyorum: “Konu nedir?” Çünkü eğer soruyu soracak kadar zamanın varsa, konuyu yazacak kadar da vardır. Sor, kurtul. Sen de kurtul, ben de kurtulayım. O an cevap alırsın ya da alamazsın, o ayrı. Ama en azından durduk yere gerilmeyiz. Merak uyandıran bir soru aslında. Ben de merak ediyorum: Müsait miyim? Müsait olmam mı lazım? Müsait değilsem ne olacak, müsaitsem ne olacak? Bazen devamında o kadar basit bir ş...

Bakılır mı Gerçekten ?

Resim
Bakarım. B akarız.      Bakacağım. Aslında hepsi aynı anlama geliyor. Bakılmayacak. Bir şey talep ettiğinizde “bakarız” cevabı geldiyse bilin ki bakılmayacaktır. Gerçekten bakacak olan insan, o anda bakar. Sonraya bırakan, büyük ihtimalle hiç bakmayacaktır. Hepimiz iş hayatında bir şey rica etmek zorunda kalıyoruz. “Şuna bir bakabilir misiniz?” Cevap: “Bakarız.” Geçmiş olsun. Bakılmayacağını gösteren 3 işaret: Ertelemesi Ertelemesi Ertelemesi Aslında o an şunu söylüyordur: “Seni kırmak istemiyorum ama olmaz.” “Şu an hayır demek istemiyorum ama olmaz.” “Şu an bunu konuşacak vaktim yok ama olmaz.” “Bakarız” demek, konuyu uzay boşluğuna göndermektir. Haftaya 2 gün izin kullanabilir miyim? Sunumu inceleyebilir misiniz? Bir saat erken çıkabilir miyim? Farklı sorular. Tek cevap: Bakarız = Hayır Peki neden “bakarız” diyoruz? Çünkü bu en kibar reddetme şekli. Tepki doğurmaz. Tartışma başlatmaz. Konuyu tek nefeste kapatır. Tam senin kaf...

Mutlu Bayramlar

Resim
  Sağlıklı ve mutlu bayramlar. Ben küçükken gurbette yaşadığımız için bayramlar çok kısa sürerdi. Sabah aile büyükleriyle telefonda bayramlaşma, varsa mahalledeki büyükleri ziyaret… ve kapanış. O zamanlar hep özenirdim: Akrabalarımla aynı şehirde yaşasak, bayramlar ne güzel olurdu diye. Şimdi aynı şehirdeyim. Ama dönüp baktığımda en güzel bayramlar, o zamanlarmış. Öğleden sonra balık tutmaya gittiğimiz bayramlar. İnsanın en kıymetli şeyin sağlık olduğunu anlaması için illa birilerini kaybetmesi gerekmese keşke. Çünkü bunu yaşamayan birine “şükret, sağlıklısınız” demek yeterli olmuyor. Bu duygu anlatılmıyor, hissediliyor. “Bu bayram gelmediler…” “Bu bayram gezmeye gittiler…” “Bu bayram çalışıyorlar…” Hepsi birbirinden geçerli sebepler. Yeter ki telefonun ucunda olsunlar. Sevdiklerimize sitem etmeden önce varlıklarına şükretmek ne kadar kıymetli. Bunu söyleyince insan kendini biraz “sıkıcı” hissediyor. Çünkü çoğu zaman insanlar yaşamadığı duyguyla empati ...