Hepimiz yoğun çalışıyoruz. Ama bazen durup şu soruyu sormuyoruz: Çalışmak için mi yaşıyoruz, yaşamak için mi çalışıyoruz? Yaşamak… Kimimiz için gezmek, kimimiz için dinlenmek, kimimiz için aileyle vakit geçirmek demek. Ama çoğumuzun hayatında iş, tüm bu alanların önüne geçiyor. Çünkü iş sadece mesai saatlerinde kalmıyor. Eve dosya götürmüyoruz belki, bilgisayar taşımıyoruz. Ama kafamız dolu geliyor. Yetişmeyen işler, çözülmeyen sorunlar, kızgın bir müşteri, söylenen bir söz… Hepsi bizimle birlikte eve geliyor. Farkında olmadan zihnimiz hâlâ çalışıyor. Asıl yorgunluk da buradan başlıyor. İş yerinde sadece iş yapmıyoruz. Aynı anda onlarca duyguyu yönetiyoruz. Bazen otorite kurmaya çalışıyoruz. Bazen fazla iyi niyetimizin kullanıldığını fark ediyoruz. Bazen başkasının hatası bize kalıyor. Bazen bir müşterinin stresini üzerimize alıyoruz. Bazen de kendi stresimizi bile yönetemiyoruz. Yani bedenimiz değil, zihnimiz yoruluyor. Sekiz saat çalışmıyoruz ...
Ne güzel iki satırla hissiyatını ifade etmişsin. :)
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim. Çok incesiniz :)
Sil