Kayıtlar

2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Okudum: Uçurtma Avcısı

Resim
Uzun zamandır okuduğum ve tadı damağımda kalan kitapların en güzeli! Yıllar önce çevremden duymuştum ne kadar güzel olduğunu ve okumak şimdi kısmet oldu. Daha önce neden okumadığıma üzülmedim çünkü o kadar içime sindi ki, önceden okusaydım özlerdim! 2 Kardeşin hikayesi: Birisi kim olduğunu yanlış biliyor buna rağmen aşırı fedakar, diğeri ise kardeşi olduğunu bilmiyor sevgisiz büyürken hırçınlaşan ve farkında olmadan bencilleşen bir çocuk. Hasan ile Emir...  Hasan; Zengin babanın gayrimeşru çocuğu... Laf söz olmasın diye hizmetçinin çocuğu olarak kalıyor ailede. Kendisi de bilmiyor doğruyu. Sessiz, sakin, fedakar, dürüst ve cömert. Emir; zengin ailenin kendini tek sanan çocuğu. Annesini doğarken kaybeden yıllarca kendisini suçlayan ve baba sevgisi için her yolu deneyen.  İki yakın arkadaş olarak büyürken Hasan'ın Emir için yaptığı fedakarlık altında ezilen Emir'in Hasan'ı evden göndermek için söylediği yalanla karışan hikaye yıllaaar sonra tam birbirle...

İzledim: Güzel Ve Çirkin

Resim
Uzun zaman olmuştu evde film izlemeyeli, birden ne güzel bir tane seçip izledim! Anlatmasam olmaz :) Oysa bilgisayarı açarken çok sıkkındı canım. Moralsiz bir şekilde moral depolamaya aldım elime. Birden film izlemeye karar verdim karşıma Güzel Ve Çirkin çıktı. Yüksek puanlı olduğunu da görünce izlemek istedim. Aslında bayadır kendime zaman ayırmadığımı da farketmiş oldum. Hep bir günlük koşturma, durup nefes almak ne güzel oldu! Film aslında beklentimin üstünde çıktı, yalan yok. İlk başlarda müzikal olarak başladığı için pişman olmak üzereydim. Ama Emma Watson kapattırmadı filmi. O kadar sempatik ki izlemek istedim. Hayallerde yaşayan, kitap okuyarak hayal dünyasını günden güne genişleten ve bu yüzden yaşadığı küçük kasabada garipsenen Belle ! Onunla evlenmek isteyen kötü, bencil, gösterişi seven kral ve köyün çok ötesinde insanları dış görünüşüyle sevip, yargılamayı öğrenerek büyümüş prens. Bir de kızını büyütmek için yaşayan ve eleştirilen Belle'nin iyi kalpli babası. Tam bi...

Değişiyoruz Demiş En Haklısından

Bayılıyorum bu kadının sesine: Candan Erçetin... Dinlendirici bir sesi var. Küçükken de şarkılarını hep ezberlerdim, çok dinlediğimden.Takılıp kalıyorum şarkılarına.Ha küçükken derken 90'lar çocuğu olduğumu tekrar yazmama gerek yok sanırım :) Neyse işte şimdide bir şarkı çıkarmış, dillere destan değil mi  ya ? 'Değişiyoruz' Günlerdir sıkılmadan dinlediğim tek şarkı diyebilirim. Sözleri çok etkiliyor beni, dinlemediyseniz dinleyin derim. Sakin sakin hayatı anlatmış sanki bize Candan... Değişiyoruz evet ama iyi bir şey mi bu ? Fırtınalar yaşıyoruz ama içimizden geçenler ? Gülüyoruz iyi hoş da gülüyor muyuz gerçekten ? Çok ince çok! Bazen insan kendisini sorgular ya, bu ara öyle çok düşünmeye başladım yine. Zaman geçiyor geçiyor da nasıl geçiyor, neler değişiyor, neleri atlayarak ilerliyoruz. O kadar kıymetli ki şu zaman, iyi değerlendirmek çok çok önemli; keşke dememek için en çok da... İçinizde kalmasın hiçbir şey, boğazınız düğüm düğüm kaldığında onu orda çözemezsi...

Karamsar Polyanna

Bide bunlar var demi ya! Aklıma geldikçe sinirleniyorum bak. Arkadaş, hem kendin yap kendin haklı ol! Ne harika hareketler bunlar değil mi ? Bir şöyle suç bastıramadık. Hatta o kadarki haklıyken haksız olmayı on numara başaranlardan biriyim, bu konuda iddialıyım da yalnız. Böyle bazı insanlar var ya hani, yapar yapar kenara çekilir. Onlara hayranım. Net! Benim çevrem onlarla dolu mesela, o yüzden iyi bilirim bir haksız nasıl kendisini haklı çıkarır. Ses tonunu artırırken nasıl yüzü kızarmaz ? Sana özür diletirken nasıl haklı bakışlar atar çok net çözerim. Ama müdehale edemem işte. Bile bile susar kalırım, vicdansızlık karşısında. Önceden saf saf üzülürdüm sonra sessiz sessiz uzaklaşmaya başladım. Burnuma haksızlık kokuları gelince uzaklaşıyorum en missinden! Kalıp da haklı haklı özür mü dileyim, ne var ? Nereden anlarız böyle insanlarıııı ? Ses tonundaki artış ve titreme, durduk yere suçlama, surat asma ve yıkıcı yaklaşım, en belirgin özellikte durup durup laf sokup kendisine ya...

Bazen Neşe Bazen Keder...

Şuan düşünce ne güzel şarkı sözüymüş diye bir kere daha tebrik ettim :) Bazen neşeden için içine sığmaz bazen de böyle ne tarafa ağlıyoruz diye gezersin ortada. Önceleri canım sıkkın olduğunda giderdim sahile öyle otururdum, mal gibi :) Ama ne güzel terapi. Şimdi denizi geçtim parka gitsen etraf çoluk çocuk... Bırak kafa dinlemeyi müzik açsan kendi duyar. Şimdilerde de bööyle oturup hiçbir şey yapmayasım var diye geçiriyorum içimden ama illaki bir şey yapman lazım. Aman ha! İnsanı kendisiyle bırakmak çok mu zor ya, hiç anlamıyorum. Bazı akşamlar, kendimle konuşmaya vaktimin olduğu akşamlar kendime sır veriyorum. Kendi kırılganlığımı kendime itiraf ediyorum. Sonra kendime üzülüp kalkıyorum ayağa! Sessiz kaldığım zordu önceden, dün yazdım ya cidden büyümek böyle bir şey mi ? İçine öküz oturan günler sessizleşmek de büyümeye dahil mi ? Ah o öküz oturmaları... Neşeliyken de susturabilene aşk olsun! Şarkıdaki gibi işte 'Bazen neşeee, bazen kedeeer . Hayat böyle sürüp gider!'...

İzledim: Deadpool-2

Resim
Bu filme her başladığımda pişman olacakmışım hissine kapılıp, 'çok güzeldiiii' diye kalkıyorum! İkinci seride de gelenek haline geldi artık bu tepkim :) Başlarken çok korkuyorum beğenmemekten ama alışıyorum o dengesiz tepkilerine. İlk seriyi izleyenler için anlatayım, yine çok etkileyici bir film olmuş. Eşinin başına gelenler çok üzüyor ama deadpoolun olaylara trajikomik yaklaşımı sizin ağlamanızı engelliyor. Hikayeye yeni dahil olanlar var onlar da çok güçlü karakterler bana göre. Bu filmin en sevdiğim yönü ise, her filmi etkili bitirebilmesi! Ailenin önemine ve ailenin kelime anlamına odaklanarak konuyu o kadar başarılı ele almışlar ki o koltuktan kalkarken her şeyin bilincinde olduğunuzu hissediyorsunuz ya da ben bu seriyi çok seviyorum :) Her dalga geçtiği şeyi abarttığını da düşünüyor olsam, ince esprileri çok hoşuma gidiyor. Konuları basit ama etkili ele alış biçimi, akıcılığı etkiliyor. Devamını da merakla bekleyerek ayrıldım bugün salondan. Geç bile kalmışım izle...

Büyümek İster misiniz diye Sordular mı ?

Kime sordular büyümek ister mi diye ? Biz mi seçtik sorumlulukları ? Elbette küçükken herkes içinden geçiriyordu 'bi 18 olayım var yaaaa neler yapcam' diye. Ne yaptık peki ? Herkes için değil elbette büyük çoğunluğumuz o hayalini kurduğu şeyleri belki de sonra da yapamadı, kim bilir... Büyümeyi bir şey sandık. Büyüyünce bizi de dinlerler, bizim fikirlerimiz de önemli olur sandık. Yok öyle bir dünya! İstediğin kadar büyü ve istediğin kadar haklı ol, seni dinlemezler. Net bilgi vereyim mi ? Zamanı istediğimiz an'da durduruyor olmamız lazımdı. Ya da ne bileyim başka bir çözüm! Böyle koşarak yaşadığımız bir dönemde hızla büyüyor olmamız bana çok mantıklı gelmiyor ama yine de sevindiğim şeyler var kendi adıma. Mesela şuan hiçbir çocuk sokakta oyun oynayamıyor. Korkudan! Çocuk kaçırma, çocuk dövme... Mesela düşünüyorum da hiçbiri merdivenlerde haftanın günlerine göre basamak atlamıyor ve bu yüzden de merdivenden düşüp kendisine gülemiyor... İstop, simiiiiiiit,yakar top, kız-e...

Geçmiş Olsun İçiniz Ölmüş

Resim
Ne kolay vicdansız olmak değil mi ? Şöyle bir düşününce 'vicdansız' olmayı seçenlere hak vermiyor değilim (!) Abi ne güzel ya, yüksüzlüğe bakar mısınız ? Suçlu hissetmek yok, pişmanlık yok, kederin yokluğundan bahsetmeme gerek yok sanırım... Aklım almıyor başka türlüsünü düşünmek. Çünkü hangi vicdana sığar bir can'a zarar vermek, anlamıyorum! Evet o kara kuzudan sonra daha da üzüldüm, daha da bıraktım insanların bir gün vicdanlı olacaklarına olan inancımı. Kimse iyi olmayacak hatta aksine gittikçe kötüleşiyor her şey, herkes. Bunun başka açıklaması olabilir mi ya ?! Sen suçsuz, masum canlıya acı çektir ve bunun sende hiç bir yükü olmasın ? Nasıl uyuyorsunuz merak ediyorum... Hoş sizden rahat kim var, abi vicdan yok huzur var böyle insanlarda! Bugün o yavru köpeğin seslendirildiği bir video izledim, nasıl üzüldüm anlatamam... Öyle güzel yapmışlar ki, ne yazıkki anlayan çok az, çok çok az... Anlatılmaz, öğretilmez ki böyle duygular. Ne diyeceksin ? Bir cana kıymak çok k...

Okudum: Toprak Ana

Uzun zamandır okuyup da içerlediğim nadir kitaplardan oldu kendisi. Cengiz Aytmatov kaleminden sakin, sade ve sürükleyici bir anlatım... Belki yeni mi okudun ? diyenleriniz olacaktır -ki umarım bu sayı çoğunluktadır- olaki benim gibi okumakta gecikenler varsa hemen hiç vakit kaybetmeden okusunlar diyorum. Çok net! Savaş zamanlarını ele alınıyor kitapta. O zamanlarda yaşayan insanların ne şartlarda hayatlarını devam ettirmeye çalıştıklarını, yaşadıkları kayıpları ve bu kayıpların onları nasıl etkilediklerini... Askere giden genç-yaşlı erkekler ve arkalarında kalan eşleri ve çocukları. O dönemde zaten geçim çok zorken birde bayan gücüyle hasat elde etmek, ağlamadan asker yolu beklemek; günlerce hatta aylarca... Kalan çocuklara, eşlere, yaşlılara sahip çıkabilmek. Tüm bunları da umutla yapmaya çalışmak. Okurken kahramanları benimsiyor, içselleştiriyorsunuz. Kötü haberin geldiğini anladığımda kitabı kapattığımı biliyorum. Kitabın anlatımı o kadar sakin ve akıcı ki hiç bir yerinde sık...

Enerjimiz Bize Yeter mi ?

E o kadar ara verdim bir kişi de nerelerde bu kız dememiş iyi mi ? Neyse sormadınız ama ben yazayım; iyiyim iyiyim. Kendi enerjimiz kendimize yettiği sürece iyi oluruz diye de düşünüyorum. İnsan başkalarına güvenerek yaşamak yerine sadece kendisine güvenmeyi seçmeli. Biz varsak, sağlıklıysak, huzurumuz da yerindeyse bir şekilde hallolur her şey. İnsan kendi yapar her şeyi. Kendisine moral veren de, kendisini üzen de kendisidir! Bu günlerde kendim için yaptığım en iyi şey okumak sanırım. Çok seviyorum zamanımı okuyarak geçirmeyi. Kitaptakilerle arkadaş olmak, onları merak etmek kafa dağıtmıyor mu sizce de ? Geçenlerde çocuk kitaplarında indirim olan bir yerde denk geldim de, pahalı diye kitap almayan aileler gördüm. Kitap... Çocuğun istediği indirimdeki hikaye kitabı. Üzücü değil mi ya, ben çok üzüldüm. Çocukların düşünce yapısının değişmesi, gelişmesi için en güzel şeylerden biri kitap okuma alışkanlığı kazandırmak. Böylece kendi enerjilerini de keşfederler, hayatta öğrenebilec...

Yaşamak Lazım Bize Biz Lazım

Resim
Acele etmeden, nefes alarak yaşamak lazım! Sakin sakin... Koşar gibi yaşıyoruz gibi geliyor bazen. Aceleci, stresli, agresif. Gülmeye vaktimiz kalmıyor hiç birimizin. Surat astıkça asıyoruz. Oysa nefes alsak, derin derin... Bir yerde okumuştum 'nefes aldığınızda sinirleriniz yatışır, sinirlendiğinizde tepki vermeden önce derin nefes alın' yazıyordu. Onu okuduğumdan beri de denemeye çalışıyorum. Bazen müzik dinlerken etrafı seyrediyorum, ne çok meşgulüz... Hep bir şeyler yetiştirme peşindeyiz. Şöyle rahat kafayla kalamıyoruz bir türlü. Uzun saatler değil bahsettiğim; an'ıyaşamak! Şu an var. Şu an yanından geçen köpek var mesela, şu an elindeki okuduğun kitap var, dinediğim müzik, yediğin çikolata var. O kadar değerli ki zaman, o kadar kıymetli ki yarın değil dün değil şimdi çok kıymetli. Bugün yaptıklarının yarının iyiki'si oluyorsa ne mutlu... Bugün otobüsün camından baktıklarını görmeyecek kadar doluydu kafan değil mi ? Dışarı bakmak istemicek kadar canın sıkkınd...

Sitemkar Haller :)

Resim
Bu aralar yazmadım. Yazmak istemediğimden değil, çok sitemkar olduğumdan :) Çok kızgınım, etrafa olanlara oluyorlara... Şimdi insanlar bencil desem, aşırı aşırı genel bir cümle olcak; ama öyle be! Hadi onu geçtim yahu insanlar tembel! Yani en azından benim etrafımdakiler için yazmak gerekirse öyle :) Çalışkanları tenzih ederek bir kaç bişey yazmak istiyorum. En tehlikeli insan bilmediğini bilmeyen insan! Bilmemek önemli değil, önemli olan öğrenmemek... Yeni başlarsın, o işi yeni görüyorsundur hepsi çok normal ama sen buna rağmen sırf seni de dinlesinler diye her şeyi biliyor gibi -muş gibi- yaparsan hiç bir şey öğrenemezsin bu hayattan. Öyle değil mi ? Öğrenmeye kendini kapatan hangi insan öğrenmeye devam edebilmiş şuana kadar ? Kendini kapatana kim ne öğretebilir ? Öğrenmek istersin geç öğrenirsin, yavaş öğrenirsin kabul! Ama 'ben biliyorum'culuk oynarsan hep oynamak zorunda kaldığın oyunla devam edersin hayatına. Bilmezsin ama biliyor durursun ve bu sadece ve sadece san...