Kayıtlar

Aralık, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İzledim : Acı Tatlı Ekşi

Resim
'Tek bir an var o da şuan' ... İlk olarak tek kelime ile ifade ederek başlamak istiyorum : Ha ri ka ! Konusundan başlayıp yorumlarıma geçeceğim, izlemeyenler için bilgi, bana da hatırlatma olsun diye. Özetinde de bahsedildiği gibi Duygu ve Murat'ın hikayesi bu hikaye. Sıradan romantik komedi türünde başlayıp birden dramla sizi içine çeken bir hikaye olmuş. Uyumlu, çılgın çocukluk aşkı olan bir çift ve onların birbirlerine olan aşkından dolayı yaptıkları fedakarlıklar ele alınmış. Çok aşık ve çılgınlar... Aşklarını oyunlarla birbirlerine ispat ediyorlar. Yeri geldiğinde çok şeyden vazgeçerek ilerledikleri an da Duygu ortadan kayboluyor. Siz 'bu kız ne yaptı şimdi ?' diyemeden hiç beklenmedik sebepler çıkıyor altından. Her şeyden habersiz Murat'ın O'na olan öfkesi hiç beklemediği an'da ortaya çıkan gerçeklerle birlikte bambaşka bir hal alıyor hikaye. Konu akıcı, anlatım sade ve oyuncuların hepsi de birbiriyle çok uyumlu. Gupse Özay'ın konuk ...

Hachiko

Resim
Hachiko... O kadar anlamlı ki benim için, bende yeri çok başka bir film. Hem konusundan hem izleme sebebimden! Konusundan bahsedeyim biraz, hala izlemeyenler varsa eğer. Ki varsa mutlaka izlesin mutlaka! O kadar etkileyici ki... Hayvanların özellikle köpeklerin vefası... Hachiko isimli köpek, bir profesörün köpeğidir, sahibini her gün tren garına götürür ve dönüş saati gider gardan alır. Klasikleşmiş, rutine bağlamış bu beraber gidip gelme olayı. Yine sıradan bir gün yine Hachiko sahibini gara götürüyor ama sahibi o gün okulda fenalaşıp ölüyor, dönmüyor eve. Ama hachiko ısrarla kendi öleceği güne kadar - 10 sene diye söylerler- sahibini o garda beklemeye devam ediyor. Öldükten sonra da heykeli yapılıyor tren garının karşısına. Bu hikaye gerçek bir hikayeymiş. İlk duyduğumdan beri tüylerimi diken diken eder. O kadar anlamlı ki anlamak için bakana. Bağlılık, sadakat, özlem... Ne kadar çok şey var içinde! Köpekleri zaten çok severim bir de bunu duyunca daha çok güvendim vefalar...

12 Aralık Mağazacılar Günü :)

Resim
Eveeeet günün anlam ve önemini bilmeyenlerimiz için yazmak istedim. Ne yani mağazacıların günü olmadığını düşünmüyordunuz herhalde ? İnsanın olduğu her iş çok zor, yıpratıcı bu kesin bilgi. İçinde insan olan her meslek o kadar emek istiyor ki... Tüketici konumuna geçtiğimiz an kendimizi kaybediyoruz maalesef yani aslında sitemlerim bizlere ait. Çalışırken iyi hoş da bir mağazaya alışveriş için girmeyiverelim, kendimizi kaybediyoruz. Kendi çalıştığımızı, eşimizi, dostumuzu unutup başlıyoruz söylenmeye, hoşnutsuzluğa! Bir mağaza çalışanıysanız eğer güne enerjik başlasanız da o enerjiniz gün içinde mutlaka sömürülür. Bir kere de değil, sen toparlarsın yine sömürülür. Kural bu: müşteri velinimet! Markette de öyle mağazada da, perakendenin kaderi! Tüketici konumuna geçince de sömürmeye başlıyoruz enerjileri! Aman efendim bir anda unutuyoruz kendimizi, çalıştığımızı, sömürülen enerjimizi ve o anda hissettiklerimizi. Yılın büyük kısmını çalışarak geçiren mağazacıları da unutmayıp 12 A...

Zamanla Öğreniyoruz

Üzülüyoruz, kırılıyoruz. Hem de her gün..! Parça parça olup da belli etmemeye çalışıyoruz kimseye hatta kendimize bile. Her gün gülümsemeye çalışarak ama gülümsemeyi bırak görünmek bile istemeyerek bitiriyoruz günü. Günler bazen hızlı bazen yavaşında ötesinde geçiyor. Çok değil istediğimiz: saygı... Kişiliğimize, düşüncelerimize saygı duyulsun istiyoruz ve bunu yaşımız kaç olursa olsun bekliyoruz. Beklenti? Ne kadar az beklenti o kadar çok mutluluk derler ya, doğru! Teoride çok da mantıklı zaten. Ya pratikte ? Ne kadar kısıtlayabilir insan beklentisini ? Gülümsemek bile beklentiye dahilken nasıl bir şey beklemez kimse kimseden ? Hiç bir şey beklemesek selam verilmeyi bekliyoruz mesela... O kadar da abartma dediklerinizi duyar gibiyim. Ama abartmıyorum ince düşünüyorum. İnce düşünenler genelde ince ince kırılıyor zaten. İnce düşünmekten incecik olup kırılıyoruz, büyük kırılıyoruz. Hepimiz. Sadece ben değilim böyle olan. Sen de öylesin, o da öyle... İnce insanlarız biz! ...

Starbucks Logo Araştırması :)

Resim
Geçenlerde iş arkadaşım öylesine sordu 'Starbucks İn simgesi neden taçlı bayan?' Aslında şimdiye kadar hiç düşünmedim neyin simgesi neden öyle diye. Nasılsa hepsinin ortak amacı satışı artırmak olduğu için onunla ilgili kendileriyle bütünleştirdikleri şeyler diye üstünde durma gereği duymadım hiç. Ama yinede ufaktan araştırmak istemedim değil. Hakikaten neden böyle bir simgesi var ki diye düşünüp yazdım google amcaya :) İlginç makaleler var bu konuda bir o kadar da ciddi makaleler aslında. Yorum eklenerek yazılanlar da var tabi. Mesela yeşil dolar rengi o yüzden  yeşil beyaz olduğu gibi. Kesin ve ortak olan sonuç simgenin Siren olduğu. Yunan mitolojisinde denizcileri güzellikleriyle kandıran yaratıklar Sirenler. Açıkcası neden böyle bir yaratık seçtiğini anlamadım. Ona dair herhangi makalede bir açıklamada bulamadım. İlk başta daha açık, göğüsler belli bir logo kullanılmış ve zaman içerisinde değişime uğrayıp günümüz halini almış. Çıkan haberlere göre ilk logo çok tepki...