Bugün size bahsetmiştim ya 'kendinizi dinleyin' diye... Dinleyin, kendinize zaman ayırın ve kendinizi odullendirin ufak ufak... Mesela neleri seviyosaniz onları yapmaya çalışın. Ben parkta yurumekten ve çimlerde oturmaktan mutlu oluyorum ve buna zaman ayırıyorum.bazen 10 dk bazen 45 ama illaki kendimle kalıyorum. Hatta günde iki saate yakın bir vaktim yolda geçiyor, buara kitaplarım yok, enn kısa zamanda kitap alıp, okumaya baslamam lazım. İşe...
Sen kendini önemsemezsen, kimse seni önemsemez! Seni sen tanırsın... Benden çok, ondan çok! Birileri konuşacak, yorum yapacak senin ve hayatın hakkında. İzin verme! İzin verme ki kendini yönlendirme. Kimse bilmez senin aslında ne düşündüğünü, neleri gerçekten sevdiğini, neleri gerçekten samimi bulduğunu. İnsanlar sadece konuşmak için konuşur, sen kendini dinle... ...
Bugün yabancı uyruklu bir musterim özellikle İstanbul haberini okumak için gazete istedi. İster tabi, nerdeyse bütün sosyal medya kapalı, hatta internete erişim olmayınca ne yapsın? İnsanlar yazmasın fikrini, yazmayınca dusunemiyor ya çünkü (!) Öfkeyle de çözülmüyor sakinde. Hiçbir şekilde cozulemiyor... Yine kaç ocak söndü, kaç hayal yitirildi, kaç aile, kaç seven perişan oldu... Bize yine kalan acılarını paylaşmak... Ne kadar acı bu yazıda...
Ne kadar erken uyanırsak o kadar uzun, o kadar dolu geçer günümüz. Aslında uyumayı çok severim! Sabahları da zor uyanırım :) ama zorla da olsa uyandığımda bissuru işimi halledebiliyorum. Ama işe gelmek için uyanmak ne kadar zor yinede.hele kışları o sıcak yastıkla vedalaşmak çok hüzünlü değil mi ya :) ...
Su ego meselesini de bi otobüs kartı olarak onaylıyorum. İş yerinde, ortamlardaki egolar beni benden alıyor. Neyin egosu, kime egosu yani. Arka cepte bırakılacak su egolar elden, dilden, halden dusmediginde bana bi sinir geliyor. Mesela iş yerlerindekiler. Gorevi neyse ne, çizgini bozmadan evet ama insanları da hor görmeden çalışsan ne olur ?! Sonuçta işi sevgiyle yaptırmak en güzeli bence. Birisi biseyi yapıyorsa korkudan...
Yazmak... Ne kıymetli şey! Her gün değil, her duygu yoğunluğu yaşadığım gün alırım elime kalemi... Kendime bile anlatamadıklarım çıkar ortaya. Yazmak harika rahatlama yöntemlerinden biri. Bazen küçük küçük kağıtlara yazar atarım, sırf hirsimi alıyım, o an icimdekini dokeyim diye. Bazen sayfalarca yazarım defterime, sonra dönüp okuduğumda o günü baştan yaşayabilirim. Ama birkaç gün sonra değil belki aylar belki yıllar sonra. En güzel en...
Sevdiğimiz televizyon programlarındaki sezon finalleri tam bir sinir bozucu degil mi ya ?! Sen haftanın belli gününü ona ayır; iznini, misafirini, misafirligini hatta uykunu, ama sezon finali gelsin :) Ozlemeler bizim işimiz ya hani ondan :) Bende 'Kiralık Aşk' sevenlerdenim. Zaten çok dizi takip etmem, bir en fazla iki. Bazılarını reklamlarla ve sosyal medyaya izlemiş kadarım zaten :) mesela Poyraz Karayel'in repliklerinden sonra...
Birbirlerinin arkasından konuşup yüzüne gülen insanlar size de merhaba. Tatattammm :) Havaların ısınmasıyla daha da gün yüzüne çıkan bu tavırlara nasıl sinir oluyorum nasıl! Arkadaş neden sevmediklerinizle sohbet edip edip daha adam köşeyi dönmeden laf etmeye başlarsınız ki.hayır bunları gördükçe konuşmak değil muhattap olup selam vermeye cekiniyor insan.e başkasına yapan size de yapar neticede. Sonuçta sizde onun için başkasısınız! Ah bu arkadan konuşmalar...
Her şey tamam ama şu çekirdek ve sakız olayına çok sinir oluyorum. Bu ikisini bulana cidden söyleniyorum. Ne gerek vardı da çıkardın şunu ?! Herkes benim dusundugum gibi illaki dusunmuyor ki ortada konuşarak çekirdek citleyen ve sesli sesli sakız çiğneyen topluluklar var. Ben cidden tahammül edemiyorum bu ikisine, sınırlar aşıldıkça. Yolda, otobüste pat pat sakız neden çiğnenir. Faydası olan bir şey evet ama...
Zaman geçiyor aslında, öyle ya da böyle geçiyor... Bazen saate baka baka...Hiç geçmicekmiş gibi...'Bugün de biter mi be' diye düşündürerek... Öyle ya da böyle işte... Ama ne olduğunu anlamadan geçiyor...bir kısmımız için en azından... Günü kurtarmaya çalışanlar için...belki ben de dahilimdir bu gruba.çünkü insan düşüncelerinden kaçarken zaman gecsin istiyor.geçmesin dedik de ne oldu ?! Durdu mu en durmasını istediğimiz yerde ? Veya geri...
Bugün başıma gelen bir olay; kartında yetersiz bakiye bulunan genç, "kartınız var mı?" diye sordu, herkesin kartı olduğunu bildigi halde.illaki var ki bindik dimi ?! Neyse işin detayını bosverelim yoksa içinden çıkamayız :) Bir gönüllü kartını kullandırdı ama gencin cebinde parası da yokmuş. Neyse genç iki-üç durak sonra indi.peşinden bir beyfendi otobüse seslendi "vermeyin bu gence kart falan, bana da denk geldi hep...
Ramazan geldi , bitiyor daha anca yazabiliyorum bu konuda :) Olsun daha bitmedi neticede :) Hepimizin bildiği şeylerden bahsetmek istedim bugün: Ramazan Menüsü! Sabahtan akşama kadar birsuru şey çeker canımız ama iftarda bir tanesini yiyebilene aşk olsun. Sahurda 3-4 bardak su içip hiç susamamayi hayal edenlerdenim Adana'nın Güneşe yakınlığının tartışıldığı bu günlerde hemde :) Hele gün içinde iftarda ne yesem planı yapıp yapıp...
Ne zaman hastanede bi işim olsa tanıdıksızlık maduriyeti cekiyorum! Sadece akciğer grafisi almaya geldim yine verdim 50 TL.tanıdığı olanın vermediğini duya gore vermek de ağır oluyor.insani uzuyo bunlar. İlk degil bu tanık olduğum, son da olmayacak gibi maalesef.su rapor paralariyla iş kursam olurmuş, abartacak olursak eğer... Nereye gidersem gideyim madur taraftayim çünkü tanıdığım yok benim! Sıra bekliyorum çünkü tanıdığım yok benim! Rapora para...
Baba... Ne güzel kelime, ne ayrıcalıklı... İnsan 'baba' demeyi ozleyince anlıyor ki sorumlulukları artmış, büyümüş, yalnızlaşmış... Her baba özeldir...Her baba kahraman! Farkında olmadan yukleri alır sirtimizdan, alır yalnizligimizi...varlığıyla güç'tur baba! Sen hiç farkında bile olmazsın verdiği rahatlığın.kendi halinde sorunlarinla uğraşırken sana destek olur, arkadaş olur can olur! Kimimizin en yakın arkadaşı, kimimizin sessiz soğuk kahramanı. Bazılarımız için açık ozne bazılarımız için gizli, ama...
Sadece çalışmak değil yaşamak! Çalışıp para kazanarak geçen her gün eksiktir aslında... Her gün en az bir saat kendimize ayirmaliyiz, günün stresini atmali kendimizi odullendirmeliyiz 📌 Haketmiyor muyuz bu kadarını ?! Günün 8-9 saatini hatta kimimiz 12 saatini evden dışarda, çalışarak gecirsin ve vucuduna, beynine odul vermeden ertesi güne geçsin... Bizim kiymetimiz nerde kaldı o halde ? Ne kadar yoğun olursak olalım günlük...
Bir işi severek yapmak o kadar kıymetli ki... Ne olduğu önemli değil, gerçekten değil. Çoğumuz para kazanabilmek için sevmedigimiz işlerde çalışıyor, koreliyoruz maalesef. Sevdiği işle meşgul sayılı insan mevcuttur... Buyuuuk bir kesim sırf para kazanmak için çalışıyor. Oysa severek yapılan iş ne olursa olsun zaman hızla akıp geçer, yorgunluk bile hissedilmez. Ama şartlar insanı zorluyor işte. şartlar insanı surukluyor ne yazıkki.ne kadar ugrassakta...
Her şey de değişik olmayı severim ben.Yaratıcı olsun, sahibini yansıtsın! Ufacık detaylarda bile o kadar değerli ki bu aslında...Mesela bi eve girer girmez o evin dekorundan sahibini görmek ne güzel. Nikah şekerinde de böyle düşünüyorum :) klasik, sıradan sırf seçilmek için seçilmiş şekerler anlamsız değil tabiki, hepsi özel ama onemsenmis olanlar akılda kalıcı, benim şahsi fikrim. Sizinde değişik şeker onerilerinizi duymak isterim. Şeker...
Arkadaşlar selfie çekerek kilo verilse şuan sıfır beden olmam lazımdı. Siffir siffir :) Ben ki morali bozulunca fotoğrafla deşarj olan bir insan olarak :) -ki kilo verme yöntemlerini her günnn araştırıp, öğrenip hiç uygulayamayanlardanım. Bence yalnız da değilim bu konuda :) Dimi ?! Her gün baştan baştan zayıflama kararı alıp, 'neyse yarın zayıflarım' ile günü bitiren plancı kişiliğim! Ama selfie ile zayıflandı da...
Ankara'ya mi gelmedi bu yaz, yoksa cidden mi gelmedi anlamadım ama yok hani!
Gelir gibi oluyor, gelmiş gibi yapıyor sonra bir yağmur! Ya da salı gününe mi özel bu yağmur onu da anlamış değilim! Ama salı'ları severim :)
Didim'de olsaydım coktaaan kışı ozlemeye başlamıştım! Abartmiyorum :)
Yaz nisan sonu gelir Didim'de çünkü. Haziran da artık çoktan bunalmaya başlarsınız, sıcaktan ve kalabalıktan...
Hoş sabah ve akşam serin bir Ankara da güzel..neticede herşeyin fazlası zarar. Ben zaten bahar insaniyim..baharları severim..ne tam sıcak ne tam soğuk! Misss...
Olsun yaz gelmeden kışa gecmeyelim yinede! Hala montlari kaldırıp kaldırmamak arasında kalmışlık var bizde.tam kaldırıyoruz hopp soğuk oluyor.Ben tam guvenemedim hala havalara.sıcak gorundugune bakmayın derim :)
Dün mesela hirkami almasam kesin çok usurdum.haziran da hırka mi alınır ?! Alınıyor... Şimdilik durumlar böyle :)
Gelir gibi oluyor, gelmiş gibi yapıyor sonra bir yağmur! Ya da salı gününe mi özel bu yağmur onu da anlamış değilim! Ama salı'ları severim :)
Didim'de olsaydım coktaaan kışı ozlemeye başlamıştım! Abartmiyorum :)
Yaz nisan sonu gelir Didim'de çünkü. Haziran da artık çoktan bunalmaya başlarsınız, sıcaktan ve kalabalıktan...
Hoş sabah ve akşam serin bir Ankara da güzel..neticede herşeyin fazlası zarar. Ben zaten bahar insaniyim..baharları severim..ne tam sıcak ne tam soğuk! Misss...
Olsun yaz gelmeden kışa gecmeyelim yinede! Hala montlari kaldırıp kaldırmamak arasında kalmışlık var bizde.tam kaldırıyoruz hopp soğuk oluyor.Ben tam guvenemedim hala havalara.sıcak gorundugune bakmayın derim :)
Dün mesela hirkami almasam kesin çok usurdum.haziran da hırka mi alınır ?! Alınıyor... Şimdilik durumlar böyle :)
Çocukça diye bir dil var, sadece onların bildiği ve anladığı... Ne masum ne iyiniyetliler.tertemiz kalpli! Küçükken boyle masum insanların buyuduklerinde değişmeleri, içlerindeki iyilik yerine olmayan bir kötülük eklenmesi ailesinden ve çevresinden kaynaklanır. Tüm çocuklar masumdur oysaki, iyi, doğru yetistirildiklerinde parlayarak büyürler, ışıl ışıl... Amaaa öyle çocuklar var ki hırsızlık yapıyor hırsızlık! Senn cocuksun ne biliyorsun çalmayı ?! Kimden ne gördü ne öğrendi... Küçükken...