Kayıtlar

Aralık, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Çay Var İçen mi?

Aslında bakmayın çay dediğime tiryakisi değilim. Ama taze çaya dayanamam o ayrı.  Şöyle çaysız duramayanlara hayranım doğrusu. Ama yinede sabah kahvaltı çaysız olmaz. Bide akşamları yeni demlenmiş çaydan iki bardak olursa güzel olur. Kahveyi daha çok sevenlerdenim aslında.  Ama çaya da kıyamıyorum :)  neyse konu dağılmasın şimdi, alacaksın çayını kafanı dinleyeceksin. Çay muhabbeti sever diyorlar ya çay muhabbeti de sever yalnızlığı da aslında.  Mesela ben çok severim çayı tek içmeyi.  Çay var içen mi?  Çay var mevzu derin. Bazen de havasından suyundan muhabbetlere eşlik eder. Tam ortam içeceği. Yazın harareti alır kışın içini ısıtır.  Çay severim ama tazeyse...

Bencil miyiz Biraz?

Saçma bir soru oldu değil mi?  Olsun sorasım geldi,  severim cevabını bildiğim soruları sormayı. Bencil miyiz? Ya da şöyle sorulabilir : 'çok mu benciliz? ' Çok mu çok oluyoruz. Bencillikte sınır tanımıyoruz. Elbette hepimiz ucundan kıyısından benciliz.  En bencil olmadığını düşünenden bencil olduğunu bile bilmeyenine kadar. Dibine kadar hemde!  Biraz normal,  fazlası anormal. Tabiki insan önce kendisini düşünecek.  Çünkü sen mutlu olmadan etrafındakileri de mutlu edemezsin. Hemfikiriz bu konuda.  Ama bu demek değil ki herşeyi kendine göre ayarla!  Bu demek değil ki etrafını düşünmeden kararlar al ve uygula! Öncelikle bencillik nedir?  Sadece kendini düşünmek mi?  Sadece ama sadece kendi çıkarlarını düşünüp hiç bir koşula dikkat etmeden hareket etmek mi?  Eğer ki senin adımın bir başkasına takılıp acı veriyorsa ordadır bencillik.. Senin elin başkasının kolunu acıtıyorsa ordadır bencillik.  Sırf - ben nasıl mutluyum derse ...

Her İşin Kötü Yanı vol1: Kasiyerlik

Her İşin var bir zorluğu. Kimisinde çocuklar yorar kimisinde evraklar kimisinde ürünler kimisinde tabiki her işte olduğu gibi insanlar yorar!  Bizler tüketici kısımda olduğumuz an'larda bir bencilleşiyoruz,  bir empati kurmayı unutuyoruz. Mesela kasiyerler, bütün mesai boyunca çeşit çeşit insanla uğraşırlar. Çok az bir kısmı anlayışlı geri kalanı hep bir stres atma çabası.  İşinde sinirlenen kasiyere kızar,  evinde sorun yaşayan özel hayatında problemi olan gelir kasaya atar stresini.  Kart çekmez kasiyere kızar,  fiyat farklı görür kasiyere kızar,  bozuk para çıkmaz kasiyere kızar... Kızar da kızar. Yahu evet zaman değerli ama hangi kasiyer sırf canı istedi diye sizi sırada bekletir ki?!  El insaf biraz empati! O kadar ki, bazen hakaret boyutuna getiriyor insanlar durumu. Kendileri işlerini 4-4lük yapabiliyorlar ya orda zaten gergin olan kasiyerlere herkesin ortasında bağırsınlar da biraz rahatlayıp gitsinler evlerine. Kasiyerlik sabır gerekt...

Kaybetmeden Kaybetmez İnsan

Resim
Bugün gördüğüm bi yazı var.  Kaybetmekle ilgili.  Hani en ufak şeyde kaybetmiş sayanlar var ya kendini, onlara denmiş gibi... Kaybetmek... Kısa,  basit ve derin... Sen çantanı kaybedince üzülürsün diğeri can'ını. Şimdi o kadar da değil demeyin,  o kadar.  Haber okuyorsun okuduğuna üzülüyorsun işe gidiyorsun gördüğüne inanamıyorsun. Birileri can kaybında birileri mal... Kaybetmek derin kelime! Kaybetmeden büyümez insan,  ama maddi kayıp değil büyüten. Kaybın her türlüsü elbette zor ama her türlüsü giderilmiyor... Ama her kayıp da kayıp değil aslında...  Kaybetmediklerimiz var... Her zaman bizimle olabilen...   Ama insan yinede empati kurabilmeyi bilerek atmalı adımları...  O kadar da sığ bir kelime değil kayıp... Kaybetmek... 

Beklentiler Üzer ama Beklemek Bitmez

Hepimiz teori de biliyoruz aslında bunu,  beklentiler üzer! Elde değil ki beklememek... Yani ne kadar uygulamaya çalışsakta birçoğumuz başarısız oluruz bu konuda. Neden bende bilmiyorum çünkü bende başaramayanlardanım... Çok çabalıyorum,kendimi telkin ediyorum ama sonuç olumsuz... Doğamız böyle bence. Beklemek üzerine! Ne kadar boşvermeye çalışsakta üzülürken  bulmuyor muyuz kendimizi? Neden böyle oldu veya neden olmadı diye sorgularken... Oysa çok bişey de değil istediğimiz ama karşılanmaz ve karşılanmadıkça etkisi daha büyük olur. Çünkü ufak bişey bile çok mu görülüyordu'ya gelir konu. Çok mu zor?  Çok mu şey istiyorum? Yapılmayacak bişey mi?  Sorular sorular... Cevapsız sorular. İnsanı en çok da peşindeki bu sorular yoruyor, yaralıyor... Çok diyorum kendime,  sen kendini sev kendin yap ve kimsenin yapmadığı bir şeye üzülme!  Oluyor mu tabiki hayır... Ama ne kadar olmazsa o kadar üzer... Beklentiler her zaman üzer. Ne mutlu beklentisi olmadan yaşa...